Etiketler: arabi sarki, arapca sarki, Limon Çiçekleri - Arapça
[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Külden bir öfkede hayalinin gölgesi
Dağılıyor içimin her köşesi
Ne unutuluyorsun
Ne ulaşılıyorsun
İlavesi maharetinde dağınık acılar ortasındayım
Mühürlüyor adımlarımı bezgin yollar
Bütün bekleyişlerin sabrında sınandım
Yoruldum
Ah bir şehir olsan sadece sana gelirim
Birden bire yiterken sesin
Işığa koşuyor kalbin
Ey isimsizim
Sevgi sensin işte
Alıp götürürken beni benden öte
Ettim/eyledim/ kendi kendime duyduğum bir şarkıya yazıldım.
Kirpiklerime sığınan kelimeler uçuşuyor gecede, kapayınca gözlerimi kollarında yalnızlığımın. Sorgulasam da kendimi kurtarmaz beni, zaman öncesi susuşlar ve sevincin salkımından yağan umursamazlıklar. Yitiriyorum seni firari şiirlerin izlerinde. Oysa serdim ayaklarına verilmesi gereken bütün kurbanları dağ soluğuyla aklayıp sıralarken.
Dört mevsimde dirildim beşincisinde yaralı iki sözcükte çoğalarak. Bir anda duruldum sebebi nereye aktığını bilmeyen kederini saklayan şehirler.
Öldürdüm ellerimi çiselerken uzaklar…
Aşina olmaktan çıkarken birdenbirelikler. Ve yedi kilitli kapılar/ kapıları çevreleyen manasızlıklar.
Geceyim ben
Hükmüm bende
İnfazım bende…
Zindanım ben matemce içilen yaşça küçük evren kadar sonsuz bir sevgide. Hükümlerin infazıdır iplerini kesen, öykünerek eşkıya şiirlere. Kimliksizlik kimlik iken muamma heder, keder/ her şey kaç eder.
Ettim/eyledim/ kendi kendime duyduğum bir şarkıya yazıldım.
Aydınlanan sözlerinin yeminleri, kendine kıydı siyah bir çakının ketumluğuyla. Saçları dalgalanan bir yolculuğun neresindeyim bilinmez. Bir yaprak say beni eylülünü sırtlayan, sürüklenmeden iklimini sayıklayan. Öyle kıpırtısız başı öne eğik küskün suskunluklarda. Söz yerini rengini bulacaksa, dökülmezse ellerim nereye dokunsa yaraları akan haldeyim.
Ettim/eyledim/ kendi kendime duyduğum bir şarkıya yazıldım.
Ey isimsizim
Bu kaçıncı asırdır günlerimi sana savuran
Duman duman ölümlere yazdıran
Çiz adımı yoksa cehenneme yazılır kalbim
Hangi enlemde duruyor gülüşün
Adınla dünyamı hapsederken nefesin
Diri diri yiterken sesin
Hangi cevabın rüzgârında serinler acılarım…
***
Küle dönen harflerin yorulduğu yerde parmak izin.
Ayazın yazı.
Baharın sesi. Yok, artık hiç bir şeyin emaresi.
Buğulu bir çayın refakatinde dalgınlıkların ufuğunu saran pusarık yalnızlıkların ortasında kırgın bir gülümseme. Gülümseme ki bütün ömrün yokuşlarını işgal ediyor. Seçmeden hiç bir yönü, var olan ne varsa ona dönüyor çocukluğum Bilmediğim adımlarım hiç bir yoldan korkmadan ve kin duymadan hiç bir kalbe yine şiirleri seviyor. Çünkü şiirlerdir bütün yoklukları dolduran.
Ayazın yazı
Şiirin sesi…
Ettim/eyledim/ kendi kendime duyduğum harflere adandım.
Boşlukta kanıyor ellerim. Güzergâhları tanımadan bakışlarım. Ve sustum uçsuzlukların kanatlarını yeşerterek durduğum her yerde hiç bir demde kalmadan. Unutamamak ve ulaşamamakmış özlem; dönüverirken şaşkınlığının içinde. Ah benim canım işte bu yüzden, bu halden sana sevgiye çıkıyorum/ parçalarımı avuçlarımda gösterip avaz avaz biterken özlemine.
Sesim közlenirken
Harflerin insafında hasret
Kafa tutar ayrılıklara elbet
Çevir sayfalarını gökyüzünün
Mektupların vurulduğu yerde düşerim
Nasıl ıslanıyorsa hıçkırığında alnı denizin
Nasıl aşındırıyorsa mevsimini enginlikler
Nasıl serpiliyorsa şiirler ölünce kuşlar
Yokluğun öyle bir şey işte çok şeye sığmayan
Okunmuyor bu dünyaya ait hiç bir şey. Sen ki kıyameti de taşıyorsun cennet kadar ellerinde. Yaşadığım bu şehrin her karışında faili meçhul korkular kadar yanı başımda. Hani bir yalan güçlü ve binlerce şarapnel parçası gibi çarpsa da her yerime yinede yaşıyorum. Sana dair kırıntılara sürüklenirken.
Ey isimsizim!
Ettim
Eyledim
Kırgınken/ kırılmadan! Tanımını koydum hayatın. Sana dair olanı özledim.
****
İlavesi maharetinde dağınık acılar ortasındayım
Mühürlüyor adımlarımı yontulmuş yollar
Bütün bekleyişlerin sabrında sınandım
Yoruldum.
Ah bir şehir olsan sadece sana gelirim
Firat Penaber
Etiketler: firat penaber, firat penaper siirleri, Sana Dair
[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
KÜRD DiLi VE TARiHi:
Boyunduruk altında tutulan, ulusal kurumlaşmaktan, dil, kültür, toplumsal ve tarihsel değerlerini araştırıp geliştirme olanaklarından yoksun bırakılan bir ulusun dili olduğundan, Kürt dili yeterince araştırılıp zenginlikleri ortaya çıkarılamamış , onu geliştirecek bilimsel kurum ve kuruluşlar, özellikle ülkede yaratılamamış, araştırma alanında yeterli yetkin Kürt dilbilimcileri yetişemezken kendi olanak ve çabalarıyla ortaya çıkan tek tük aydınlar da her zaman boyundurukçu devletin tehdidi altında bulunmuşlardır.
Sözkonusu nedenlerle, Kürt dili üzerindeki araştırmalar, Kürtler bakımından Irak Kürdistanı´ndaki istisna durumu saymazsak, bu tek tük aydınların daha çok da yurt dışında yaratmaya çalıştıkları sınırlı olanaklarla yetinmek zorunda kalmıştır. Irak Kürdistanı´ndaki kesintisiz ulusal mücadelenin yarattığı kültürel görece serbestlik ve ardından 1960´lardan sonra gelen sınırlı otonomi olanakları, bu parçada dilimiz üzerinde çalışan aydın sayısının ve araştırma kurumunun bir dereceye kadar daha fazla olmasını beraberinde getirdiğinden, bu parçada göze çarpan değerli çalışmalardan bahsedilebilir. Bunun ötesinde, Kürt dili üzerine yazılanlar, yabancı kimi doğubilimci, dilbilimci, gezgin ve misyonerlerin eserleridir.
Ayrıca Kurdistan´ı boyunduruk altında tutan devletlerin ve Kürdistan üzerine bazı hesapları olan çevrelerin Kürt dili ve lehçeleri üzerine siyasi maksatlarla çıkardıkları araştırma denilen çalışmaları da belirtmek gerekir. Bunların amacı Kürt dili üzerine gerçekçi bilimsel araştırmaları değil, siyasi amaçlarına hizmet edecek yalan yanlış idiaları yaygınlaştırmak olmuştur. Türk devleti, günümüze kadar Kürt ulusunun varlığını inkar ettiğinden, sözkonusu çalışmalar aracılığıyla Kürtleri, Orta Asya kökenli Türk soylarının bir parçası olarak göstermeye kalkışmış, Kürtçe´nin de Türk ırkından gelen bir topluluğun(Dağlı Türklerin) asimilasyon sonucu konuştuğu Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı birkaç bin kelimelik yapmacık bir dil olduğunu öne sürmüştür. Bir yandan bunu yaparken diğer yandan da Kürt ulusunu bölmek için örneğin Zazaca´nın Kürtçe´nin bir lehçesi olmadığı, ama hem Zazaca hem de Kurmancca konuşanların, Türklerin birer kolu oldukları saçmalıklarına bile başvurmuştur. Türk iktidarları özellikle son zamanlarda, Kürt ulusunun ve Kürtçe´nin artık inkar edilemediği günümüzde, Zazaca´nın Kürtçe olmadığını iddia eden çevrelere alttan alta destek vermekte, bu tür iddiaların yaygınlaşmasına yardımcı olmaktadır.
Zazaca´nın Kürtçenin bir lehçesi olmadığını günümüzde siyasi maksatlarla öne süren çevrelerden bazıları da kimi Ermeni milliyetçi ideologlarıdır. Büyük Ermenistan iddialarına sarılan bu çevreler Kürdistan´ın kuzey ve batı kesimlerini de bu Ermenistan´ın sınırları içinde saymaktadırlar. Buralarda Ermeni nüfusunun olmadığı bilincinden hareketle Zazaları, özellikle de Dersim´in Alevi Zazalarını köken itibariyle Ermeni göstermeye kalkışmakta ve bu maksatla da Zazacayı diğer Kürt lehçelerinden uzak tutmaya, Ermenice´ye yaklaştırmaya çalışan gülünç tezler üretmektedirler. Bu çevrelerin de Zazaların Kürt olmadığını öne süren kimi çevreleri destekledikleri görülmektedir. Ilginç olanı, Ermenilerle Türklerin destek verdikleri çevrelerin aynı olmasıdır.
Fars iktidarları ve onların paralı ideologları da çabalarını, Kürtçe´nin bağımsız bir dil olmadığı, Farsça´nın lehçelerinden biri olduğu, Kürtlerin de Fars ulusunun bir parçası olduğu iddialarını yaygınlaştırmaya sarfetmişlerdir.
Siyasal iktidarlar ve onların özel maksatlı kurum ve kişileri dışında kimi yabancı dilbilimci, gezgin ya da misyoner de bazan ülkelerinin çıkarlarını gözeten siyasi maksatlarla, bazen de aşırı yüzeysel gözlem ya da araştırmalar neticesinde yanılgıyla Kürtçe´nin bağımsız bir dil olmadığını, eski ya da yeni Farsça´nın bir lehçesi olduğunu öne sürmüşlerdir. Kürt dili konusunda bu tür bilinçli çarpıtma ya da yanılgıları öne sürenlerin sayısı bir-iki kişiyi geçmezken Kürt lehçeleri üzerinde hayli farklı görüşler ileri sürenlerin sayısı da az sayılmaz.
Diğer yandan bir gerçeği kabul etmek gerekir ki iyi niyetli bilimsel amaçlı araştırmalar da oldukça az olmalarının yanısıra Kürt dili ve lehçeleri konusunda birbiriyle çelişen görüşler öne sürmüşlerdir. Bu alanda da belirsizliklere rastlanmaktadır. Bütün zorluk, belirsizlik ve eksikliklere rağmen Kürt dilinin ses, sözcük ve cümle yapısı üzerinde yapılan araştırmalar, Kürt dilinin uzun tarihsel bir dönemden beri süregelen özgün bir gelişme sürecine sahip bağımsız bir dil olduğunu kanıtlamış ve dilbilimi alanında bu gerçek kendini kabul ettirmiştir.
Buna göre, Kürtçe; Hint-Avrupa dil ailesinin Hindu-Irani kolunda Irani bir dildir ve onun kuzey-batı Irani grubundandır. Bilindiği gibi, dilbilimciler, dünya dilleri üzerinde çeşitli yönlerden yaptıkları araştırmalar sonucunda bu dilleri başta köken olmak üzere değişik bakımlardan birbirlerine olan yakınlık ya da uzaklıklarına göre ayırmış, başka dillere göre kimi dilleri birbirlerine yakın bularak onları aynı dil ailesi içinde saymışlardır. Dünya dilleri şu dil ailelerine ayrılırlar:
1) Hint-Avrupa Dilleri Ailesi
2) Sami Dilleri Ailesi: Arapça, Ibranice, Akatça gibi dilleri içine alır.
3) Bantu Dilleri Ailesi: Güney ve orta Afrika bölgelerindeki kimi dilleri içerir.
4) çin Dilleri Ailesi: çin ve Tibet dillerini içine alır.
5) Ural-Altay Dilleri Ailesi: Bu dil ailesine Fince, Macarca, Estonca, Uygurca, Samuyetçe, Türkçe, Moğolca ve Mançuca girer.
Kürtçe´nin içinde yeraldığı Hint-Avrupa dilleri ailesi, Asya ve Avrupa kolu olarak ikiye ayrılır. Bu dil ailesinin Avrupa kolu da Cermen dilleri, Roman dilleri ve Slav dilleri olmak üzere üçe ayrılır.
Cermen dilleri koluna, Isveççe, Norveççe, Danimarkaca ve Islandaca gibi Iskandinav dilleri ile Felemenkçe, Almanca ve Ingilizce girer.
Roman dilleri, Portekizce, Ispanyolca, Fransızca, Italyanca ve Romenceden oluşur.
Slav dilleri koluna ise Rusça, Ukraynaca, Bulgarca, Sırpça ve Lehce(Polish) girer.
Ayrıca Yunanca, Arnavutça, Litvanca, Keltçe ve Baskça da Hint-Avrupa dil ailesinin Avrupa koluna girerler.
Hint-Avrupa dilleri ailesinin Asya kolunda ise Hint-Iran dilleri bulunur. Hint-Iran dilleri Hint ve Iran kollarına ayrılır.
Hint kolu, Sanskritçe, Sindce, Urduca, bugünkü Hintçe, Biharca, Bengalce, Marasça, Kuçuraca, Pencapça ve Senegalce´yi içerir.
Iran koluna Eski Farsça(ondan da Orta Farsça veya Pehlevice, Orta Farsça´dan da Yeni Farsça), Avestaca, Sogdca, Belucca, Peştuca, Osetçe ve Kürtçe gibi diller girer.
Irani diller, gramer yapıları bakımından kuzey, batı, güney ve doğu grubu diye dörde ayrılır. Kürtçe, kuzey-batı Irani grupta iken Farsça güney-batı grubunda yeralır.
Dünya dilleri ayrıca yapıları bakımından üçe ayrılırlar:
1) Tek heceli diller: çin ve Tibet dilleri bu gruptandır.
2) Eklemli diller: Türkçe, Fince ve Macarca gibi diller bu gruba girerler.
3) Bükümlü diller: Hint-Avrupa ve Sami dilleri bu gruba girerler. Bu sınıflandırmaya göre Kürtçe bükümlü diller grubuna girer.
Kürtçenin coğrafi Dağılımı:
Kürtlerin üzerinde yaşadıkları coğrafi alanla ilgili olarak Bitlis Beyi, tanınmış Kürt tarihçisi Şeref Han, Şerefname adlı yapıtında şu bilgiyi verir:
“Kürtlerin memleketinin sınırları, Okyanus´tan ayrılan Hürmüz Denizi(Basra Körfezi M. E. B.) kıyısından başlar; bir doğru çizgi üzerinde oradan Malat-ya ve Maraş illerinin nihayetine kadar uzanır. Böylece bu çizginin kuzey tarafını Fars, Acem Irakı, Azerbaycan, Küçük Ermenistan ve Büyük Ermenistan teşkil eder. Güneyine ise Arap Irakı, Musul ve Diyarbekir düşer. Bununla birlikte, bu insanlatrın soyundan birçok halk ve kabile, doğudan batıya kadar birçok ülkede yayılmışlardır..”
Günümüzde Kürtçe, önasya´da, Anadolu, Kafkasya, Fars ve Arap toprakları arasında kalan alanda konuşulur. Bu dile batıda Türkçe, kuzeyde Ermenice, kuzey-doğuda Azerice, doğuda Farsça ve güneyde Arapça komşuluk eder. Kürdistan toprakları, günümüzde parçalanarak Iran, Irak, Suriye ve Türkiye devletlerinin sınırları içine alınmıştır. Bu durumda Iran´ın batı ve güney-batısı, Irak´ın baştan başa kuzeyi ve kuzeydoğusu, Suriye´nin kuzeyi ve Türkiye´nin doğu ile güney-doğusu Kürtçenin anavatanıdır. Kürtçe konuşan topluluklar ayrıca Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Pakistan(Pakistan Belucistan´ı), Afganistan, Hindistan, Lübnan gibi ülkelerde bulunurlar. Horasan, Tahran, Bağdat, Şam, Ankara, Istanbul, Konya, Izmir gibi başkent ya da büyük kentlerde de Kürtçe konuşan yoğun bir nüfusa rastlanır. Sözkonusu ülke, başkent ya da metropollere bazı Kürtlerin yerleşmesinin tarihi yüzyıllar öncesine dayanırken bir bölümü de içinde bulunduğumuz yüzyılın özellikle de son onyılların zorunlu göç ve sürgünlerinin sonucudur. Bu anlamda Avrupa ülkeleri, Amerika ve Avusturalya´da da toplam yarım milyona varan bir Kürt nüfustan sözedilebilir.
Kürtçe´nin konuşulduğu anavatan topraklarının sınırlarını belirlemek istersek şöyle bir tablo çizilebilir: Kuzeyde Ermenistan´da Leninakan´dan başlayarak batıya doğru Kars, Erzurum, Erzincan illeri ile Sivas ilinin doğu yakası ve Kayseri´nin Sarız kazasını, Kahraman Maraş´ı, Hatay ilinin Kırıkhan ilçesini içine alacak biçimde uzanır, Türkiye-Suriye devlet sınırını aşarak Haleb´in kuzeyindeki Afrin(çiyayê Kurmênc-Kürt Dağı) bölgesine varır. Afrini içine alarak doğuya doğru Kobanî(Ayn Arab), Serê Kaniyê(Rasulayn), Dirbêsiyê, Amûd ve Kamışlıya uzanır. Suriye sınırları içindeki Cizre yöresini içine aldıktan sonra Dicle nehri boyunca güneye iner, Musul bölgesini; Sincar dağlarını, Hemrîn sıradağlarının güney eteklerini içine alarak güneyde Irak sınırları içinde Tikrit bölgesine kadar varır. Oradan Mendeli´yi, Piştkêw dağını içine alarak Iran´da güneydeki Piştkêw, Pêşkêw, Balagrêwe, Baxtiyarî, Kahgêlû ve Mamesanî yörelerinden oluşan Loristan´ın güneyine dek uzanır. Kuzeyden, doğu yakası boyunca güneye inerken sınırlar, Aras nehrinin doğu yakasını, Iran´da Maku ve Xoy´u, Urmiye Gölü´nün batı ve güney kıyılarını, Merexe´nin kuzeyine düşen Sehend Dağı´nı içine alır. Oradan zikzaklı bir biçimde Ahmedawa, Mesîrabad, Bicar(kuzey-doğudaki son Kürt şehri) ve Hemedan´ın batısındaki Esedawa´nın köy ve kasabalarından geçer, Karêz, Ali çadder ve Isfahan´ın batısındaki Şar Kurd´a kadar gider, oradan güneye yönelir, Kûzeyrûn ve Hesar şehirlerine varır.
Kürtçenin lehçeleri
Oldukça yaygın bir alanda konuşulan Kürtçe, içinde pek çok lehçeyi barındırır. Kürtçenin lehçeleri üzerinde yazılan ve söylenenler birbirinden oldukça farklılık göstermektedir. Bu alanda farklı saptamalara ve içinden çıkılamaz karmaşık verilere rastlanmaktadır. çoğu kez lehçe, yöre, aşiret, din ve mezhep adları birbirine karıştırıldığı için lehçeler için her bir kaynakta başka bir isme rastlanabilmektedir. Bu yalnız araştırmacıların yapıtları açısından değil, bizzat Kürtler açısından da böyledir. Bir lehçeye o lehçeyi konuşanlar ve onların komşuları çoğu kez sözkonusu yöre, aşiret, din, beylik ya da mezhebin adını vermişler ve bunun sonucunda tek bir lehçe için farklı isimler ortaya çıkmıştır. örneğin kuzey Kürtçe lehçesinin adı, Iran Kürdistanı´nda Şikakî, Irak Kürdistanı´nda Bahdînî, Türkiye Kürdis-tanı´nda bu lehçeyi konuşanlar arasında Kurmancî, Zazalar(Dımıliler) arasında Kırdasî ya da Here-weredir. Güney Kürtçesinin adı Iran Kürdistanı´nda Mukrî, Kürdistanın Türkiye ve Suriye´nin egemenliği altındaki parçalarında ve Bahdînan bölgesinde Soranîdir. Zazaca olarak bilinen lehçe, bunu konuşanlar arasında kimi yörelerde Zazakî, kimi yörelerde Dimilkî, Kirdkî, Kirmanckî ya da Se-bêdir. Hewramanîye, Goranî, Kakeî, Hewramî, Maço ya da Kurdî adlarının verildiğine kaynaklarda rastlanır.
Kürtçenin lehçeleri arasında en büyük karmaşıklık Goranî, Lurrî ve Zazakî alanındadır. Kimileri bu üçünü bir lehçe sayarak onları Kürtçenin bir lehçesi olarak görürken, kimileri de ayrı bağımsız bir dil olduklarını iddia etmişlerdir. Her üçünü Kürtçenin ayrı bir lehçesi olarak görenlerin yanısıra ikincisini(Lurrîyi) Kürtçenin dışında kabul edenler de vardır. Büyük ve Küçük Lurr diye ayrılan Lurrî´nin Büyük Lurr kesimini Kürtçe olarak görmeyip(bunlardan Büyük Lurrî´yi Farsçanın bir Lehçesi olarak görenlerin yanısıra onu bağımsız bir dil olarak da görenler var) Küçük Lurr kesimini Kürt dilinin bir lehçesi sayanlar da vardır.
Lehçeler üzerinde yeterli araştırmaların yapılıp doğru sonuçların tüm boyutlarıyla çıkarıldığı söylenemez. Biz burada elimiz altında varolan kaynak ve belgeler çerçevesinde kimi görüşlere yer vererek gerçeğe en yakın bulduğumuz bir şemayı sunmaya çalışacağız.
Kürtçenin lehçeleri konusunda en eski kaynak Şeref Han´ın Şerefnamesi´dir. Şeref Han bu eserinde şöyle der:
“Kürt topluluk ve aşiretleri, dil, gelenek ve sosyal durumlar yönünden dört büyük kısma ayrılırlar:
Birinci kısım, Kurmanç
Ikinci kısım, Lor;
üçüncü kısım, Kelhur;
Dördüncü kısım, Goran.”
Şeref Han´ın bu belirlemesini saymazsak, Kürtçenin lehçeleri üzerine araştırmalar, içinde bulunduğumuz yüzyılın ilk yarısına kadar esas olarak yabancılar tarafından yapılmıştır. Bu konuda tek istisna Mela Mehmûdê Ba-yezîdî´nin çarlık Rusyası´nın Erzurum konsolosu Aleksander Jaba için 1858´de hazırladığı ve Hekarî şivesi ile Rewendî şivesinin karşılaştırmalı bir sözlüğünü içeren broşürdür. Mela Mehmûdê Bayezîdî bu broşürün girişinde dilbilgisi kuralları bakımından bazı noktalara değinmeden önce Kürt dilinin de bölgesel ve aşiretsel farklılıklardan dolayı farklı lehçelere sahip olduğunu belirterek, ” mesela, Van, Muş, Bayezid, Kars ahalisinin ve Iran ve Rusya´ya bağlı Kurmancların konuştukları dil ile Botan, Hekariyan, Hemedan, Simtî(?), Diyarbekir, Musul, ta Bağdat sınırına varıncaya dek (ki Süleymaniye, Şehrizur yöreleri ile Zerza, Mukrî, Bebe ve Bilbas taifelerinden oluşur) olan ahalinin konuştuklar dil arasında farklılıklar vardır.” Mela Mehmûdê Bayezîdî bu çalışmada, Kürtçeyi Kurmancî olarak adlandırmakta, lehçe olarak da Botan, Hekarî ve Rewendî adlarına değinmekte, karşılaştırmalı sözlüğünü de Hekarî ve Rewendî şiveleri açısından vermektedir.
1836-1837 yıllarında Kürt dili ve etnografyası hakkında bir kaç makale yayınlayan G. Givrinli, Kürt dilini Yukarı ve Aşağı Kürtçe diye ikiye ayırmıştır. Yukarı Kürtçeyi, Mukrî, Hekarî, Şukakî ve Bayezîdî diye ayıran Givrinli Aşağı Kürtçeyi de Lurr, Gelhurr, Lekî ve Goranî diye ayırmıştır. Peter Lerch ise Forschungen über die Kurden und die iranischen Nordch”ldaer, Petersburg, 1857-1958 adlı çalışmasında Kürt dilini, Zaza, Kurmancî, Kelhurî, Gûranî ve Lurî diye beş lehçeye ayırır.
Kürt dili üzerine araştırma yapanlardan Oskar Mann Kürtçeyi, Batı, Doğu ve Güney Kürtçesi olmak üzere üçe ayırır. Zazacayı Goranca´nın bir lehçesi sayan Oskar Mann, Gorancayı da Kürt dilinin dışında sayar. Oskar Mann´dan sonra gelen yabancı kimi dilciler, Kürt dilinin lehçeleri üzerinde ayrıntılı yeni araştırmalar yapmaktan çok bizzat Oskar Mann´ın çalışmalarına dayanarak onun görüşlerini tekrarlamışlardır. örneğin, Oskar Mann´ın 1907 yılında yayınlanan Kurdish Persich Forschungen Mundarten Gûran besonders, Kandulai, Auramani und Badschalani adlı Goranca üzerindeki çalışmasını gözden geçirdikten, bazı açıklamalar ekleyip dipnotlarla da kimi konuları aydınlattıktan sonra yeniden yayınlayan Karl Hadank bunlardan biridir.
Gorancayı bağımsız bir dil olarak kabul eden Dr. Mac Kenzie, 1961 yılında Dil Derneği´nin yayınlanan yıllık raporunda yeralan “Kürt Dilinin Kökeni” adlı makalesinde, Kürtçeyi bile Orta Farsçanın lehçelerinden biri, The Dialect of Auraman(Hawramani-Luhon) adlı çalışmasında ise Hawramancayı, Kürtçe değil, Eski Farsçanın bir lehçesi saymıştır. Kürt dilini de iki lehçeye ayıran Dr. Mac Kenzie, bunları Yukarı Kurmancca ve Aşağı Kurmancca diye adlandırmış, aşağı Kurmanccaya Süleymaniye, Hevlêr(Erbil), Rewandiz ve Xoşnaw yörelerinde konuşulan Kürtçeyi dahil ederek Süleymaniye ağzını bunların temeli saymıştır. Akre ve Surçi ağızlarını da, Akre, Surçi, Amediye, Yukarı Berwar, Gullî, Zaxo va Şêxan yörelerinde konuşulan Kürtçenin esası olarak kabul etmiştir.
E. B. Soane, Grammar of Kurmanji or Kurdish Language, (London, Luzak and Company, 1913) adlı eserinde Kürt dilini üç lehçeye ayırarak ilk ikisine Kürtçenin temel lehçeleri demiştir. Soane´nin ayırımı şöyledir:
a)Yukarı Kurmancca
b) Aşağı Kurmancca
c) Lurce, Zazaca, ve birbirlerine yakın olmalarına rağmen Hewramî ile Goranca.
Türk sosyologu Diyarbakır´lı Ziya Gökalp, aşiretleri iskan etme projesinde yararlanmak üzere Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin istemi üzerine 1922´de hazırladığı, 1975´te Komal Yayınevi, 1992´de de Sosyal Yayınları tarafından Türkiye´de yayınlanan Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler adlı eserinde, Kürtleri Kurmanc, Zaza, Soran, Gûran(Goran) ve Lur olmak üzere beş kavme ayırmakta, henüz tahkik etmediğini söylemekle beraber, Gûran ve Zaza lisanlarının birbirlerine yakın olduğunu yazmaktadır. Aynı raporunun ilk değerlendirmesinde, Bahtiyari lisanının Sorancaya, Kalhur lisanının Gûrancaya ilhakını mümkün gören Ziya Gökalp sonradan bunu tashih ederek “Bahtiyari lisanının Lurcaya, Kalhur lisanının Sorancaya mensup olduğu Şerefname´nin şahadetiyle anlaşılıyor” diye yazmaktadır. Ilk çalışmasında”Gûran, Bahtiyari, Kalhur lisanlarını ayırırsak elimizde istiklalleri malûm olmak üzere dört lisan kalır: Kurmanc, Zaza, Soran, Lur” diyen Ziya Gökalp sonraki tashih yazısında “Gûranca, Zazaca, Dünbüli lisanları aynı lisanın isimleri olduğu gibi, Kalhur, Baban, Soran isimleri de aynı lisanın muhtelif adlarından ibarettir. Bahtiyarî ve Lûr isimleri de yine aynı lisanı gösterir. Isimlerdeki bu taadüdün sebebi Kürt kavimlerinin muayyen isimlerinin olmamasındandır… O halde Kürtlerin bir kavim olmayıp dört kavim oldukları ve binaenaleyh Kürtçenin de birbirlerinin mensupları tarafından katiyen anlaşılmayan dört muhtelif lisana alem olduğu anlaşılıyor. Bu dört lisan şunlardır: Kurmanc lisanı, Zaza lisanı(Gûranca, Dünbüli), Soran lisanı(Baban, Kalhur), Lûr lisanı(Bahtiyarî, Fîlî[Fêlî], Lek)” sonucuna varmaktadır.
Ziya Gökalp, sözkonusu çalışmasında, “Bu dört lisanın sahipleri birbirlerinin dillerini anlamazlar. Sarf, nahiv, lûgat itibariyle aralarında büyük farklar vardır. Binaenaleyh aradaki farklar lehçe farkları değil, lisan farklarıdır. Bu dört dilin her biri, lisaniyat itibariyle müstakil bir lisandır. Her biri müteadit lehçelerden de mürekeptir.
Bununla beraber bu dört lisan birbirine tamamiyle yabancı da değildir. Hepsi ´Kürdî-i Kadim´ namı verilebilen eski bir Kürtçenin müştaklarıdır. Neo-Latin lisanlariyle Latince arasında ne gibi rabıtalar varsa, Kürdî-i Kadim ile bu yeni Kürtçeler arasında da o rabıtalar vardır” diye yazmaktadır.
Araştırmaları esas olarak Kurmanc aşiretiyle ilgili olan Ziya Gökalp Kurmanccanın “lehçeleri”ne de değinmektedir:”Kurmanc lisanının kaç lehçeye ayrıldığı henüz ilmi bir tetkikle meydana çıkarılmamıştır. Yalnız Ahmed-i Hani Mem û Zin adlı kitabında kullandığı lehçelerden bahseder-ken aşağıdaki beyitte üç lehçenin isimlerini sayıyor.
Bohtî û Mehmedî û Silîvî
Hin la´l û hinik ji zêr û zîvî
Manası: [Kullandığım kelimeler] Bohtî, Mehmedî, Silîvî lehçelerine mensuptur. Bazısı la´l, bazısı altın, bazısı da gümüştür.” Buradan hareketle Ziya Gökalp de Kurmanccayı Bohtî, Mehmedî ve Silîvî diye üçe ayırarak bu lehçelerin konuşulduğu yöreleri ve konuşan aşiretleri saymaktadır.
Kürt bilgini Tewfîq Wehbî, Kürt dilinin lehçeleri konusunda Soane ile aynı görüşleri paylaşmaktadır.
Tanınmış yazar Alaeddîn Seccadî, Destûr û Ferhengî Zimanî Kurdî, Erebî û Farisî adlı eserinde “Kürt dilinde iki büyük lehçe bulunur” diye belirttikten sonra şöyle der:” Bugün ´Bahdînan´ lehçesi denen ´Botan´ lehçesi. Türkiye ve Suriye Kürtleri ile Musul ilçelerinin Kürtleri bu lehçeyle konuşurlar. Ikinci olarak da bugün ´Soran´ lehçesi denen ´Mukri´ lehçesi ki diğer Kürtler yani Irak´ın kuzeydoğusu ve doğusu ile Ardelan ve Mükriyan Kürtleri bu lehçeyi konuşurlar.”
Kürt dili ve edebiyatı üzerine değerli çalışmaları olan Dr. Kemal Fuad, Kürt dilini aşağıdaki ana lehçe ve şivelere ayırır:
1) Batı Kürtçesi(ki kimi buna Yukarı(kuzey) Kirmancca der)
a- Afrînî
b- Cizîrî ve Botanî
c- Sincarî
ç- Badînî
d- Hekarî
e- Şikakî
2) Doğu Kürtçesi(ki bazıları buna Aşağı(güney) Kurmanccası, bazıları da Orta(merkez) Kürtçesi derler)
a- Soranî
b- Silêmanî
c- Mukrî
ç- Sineyî
3) Güney Kürtçesi
a- Xaneqînî
b- Feylî
c- Kirmanşanî
ç- Lekî
d- Kulgayeyî
e- Kelhorî
f- Perewendî
4) Goran-Zaza Kürtçesi
a- Hewramanî
b- Kenûleyî
c- Gehwareyî
ç- Bacelanî
d- Zengeneyî
Kendisinin Güney Lehçesi dediği lehçeye kimilerinin Lurrî dediğini belirterek bunu eleştiren Dr. Kemal Fuad, sadece Büyük Loristan´da konuşulan lehçeleri Lurr olarak kabul etmekte ve bunları Kürtçenin lehçeleri arasında saymamaktadır. Başka kimi kaynaklarda Küçük Lurr olarak geçen ağızlara Lurr denmesini eleştiren Dr. Kemal Fuad bunları Güney Kürt lehçelerinin içinde saymaktadır.
Fuad Heme Xurşîd, Zimanî Kurdî, Dabeşbûnî Cografyayîy Dîyalêkte-kanîy(Kürt Dili ve Lehçelerinin Coğrafi Dağılımı) adlı çalışmasında Kürtçe lahçelerini şöyle sınıflandırır.
1) Kuzey Kurmanccası
a- Bayezîdî
b- Hekarî
c- Botanî
ç- Şemdînanî
d- Behdînanî
e- Batı diyalekti
2) Orta Kurmanccası
a- Mukrî
b- Soranî
c- Erdelanî
ç- Silêmanî
d- Germiyanî
3) Güney Kurmanccası
a- Asıl Lurr
b- Bextiyarî
c- Mamesanî
ç- Gohgilo
d- Lek
e- Kelhurr
4) Goran
a- Asıl Goranî
b- Hewramanî
c- Bacelanî
ç- Zazaca
Fuad Heme Xurşîd, hem Büyük hem de Küçük Lurrîyi Kürtçe olarak kabul ederek onları Güney Kurmanccası arasında saymıştır. Kürt dili lehçeleri ve özellikle de Hewramanca üzerine değerli araştırmaları olan Mehemed Emîn Hewramanî, Zarî Zimanî Kurdî Le Terazûyî Berawird da adlı çalışmasında Kürt lehçelerini şöyle sınıflandırır;
1- Yukarı Kirmancca(yanlışlıkla da olsa yaygınlaştığı için ya da Bahdînî),
2- Orta Kirmancca(yanlışlıkla da olsa yaygınlaştığı için ya da Soranca),
3) Aşağı Kirmancca(yanlışlıkla da olsa yaygınlaştığı için ya da Goranca). Sonra, Gorancayı da aşağıdaki şivelere ayırır:
a- Hewramanca
b- Lurrce
c- Bacelanca
ç- Zazaca
M. E. Hewramanî, Bacelanca´nın da Zengene ve Şebek´i içine aldığını kaydeder.
Kürt dili üzerine özellikle de Zazaca konusunda değerli çalışmaları olan Kürt yazar ve dilbilimcisi Malmîsanij, Kürtçeyi beş ana lehçeye ayırarak şöyle sıralar:
1- Kuzey Kürtçesi veya Kurmanci lehçesi
2- Merkezi Kürdistan´da konuşulan Kırmanci Lehçesi: Bu lehçeye zaman zaman Güney Kürtçesi(Kirmancî Xwarû) veya yanlış olarak “Soranî” de denir.
3- Kirdkî, Kirmanckî(Kirmancî), Zazakî veya Dimilî(Dimilkî) adlarıyla bilinen lehçe. (Malmîsanij burada Zazacanın en belirgin iki şivesi o-larak Dersim şivesi ile çewlîg-Dîyarbekir-Sêwreg şivesini sayar.)
4- Gorani lehçesi: Hewramî lehçesi olarak da adlandırılan bu lehçe Kirdkî(Zazakî, Dimilkî) lehçesine yakın bir lehçe olup Iran ve Irak Kürdistanı´nda az sayıda Kürt tarafından konuşulur.
5- Güney Kürdistan´da konuşulan diğer Kürt lehçeleri grubu: Bu grubun Kermanşahî, Lekkî, Lurrî, Sencabî ve Kelhurî gibi değişik adlarla anılan kolları vardır ki bunlar Iran ve Irak sınırları içinde bulunan Kürtlerin bir bölümünce konuşulur.
Mehemed Emîn Hewramanî, Zarî Zimanî Kurdî le Terazûyî Berawird da adlı çalışmasında Oskar Mann´ın daha önce değindiğimiz ve sonraları Karl Hadank tarafından yeniden yayımlanan eserinde, Goranca lehçelerinin asağıdaki biçimde tespit edildiğini belirtir:
“Hewramanca(Auramani)
Kendulece(K”ndulei)
Bacelanca(Baj”lani)
Bêwenijce(Biw”niji)
Gehweraca(G”hwarai)
Rejawca(Rijabi)
Seyyidce(S”yyidi)
Zerdece(Z”rdai)”
Minorski´nin aynı Goran lehçelerini tekrarladığını, fakat Bewenijce, Gehweraca ve Rejawca´nın yerine Gelhur, Lek, Feyli ve Kakeyiceyi getirdiğini belirten M. E. Hewramanî, ” bu aslında aşiret, din ve dilleri bir tür birbirine karıştırmadır”(23) diye yazar. Emin Zeki Bey´in de, Xulasetu Tarixu´l Kurd we Kurdistan adlı eserinde Hewramanî lehçesini Tacikçe bir dil olarak gördüğünü belirten ve kendisi de Hewramanlı olan M. E. Hewramanî, onun bu görüşüne herhangi bir kanıt getirmediğini, anlaşıldığı kadarıyla Minorski´nin görüşlerini aktardığını yazar.
Süleymaniye üniversitesi öğretim üyesi Dr. Izzedin Mustafa Resul, Zimanî Yekgirtûyî Edebîy Kurdî(Kürtçenin Ortak Edebiyat Dili) adlı eserinde Hewramancayı Kürt lehçelerinden biri sayar.
Mehemed Merduxî, Kürt lehçeleri konusunda Şeref Han´ın görüşlerini paylaşarak bunları Kırmanc, Goran, Lurr, ve Gelhurr diye dörde ayırır.
Tewfîq Wehbî ile Edmonds, A Kurdish Dictionary , (Tawfiq Wahby & Edmonds, Oxford at the Clarendon press, 1966) adlı sözlük çalışmalarında Hewramani Kürtçesi sözcüklerini de Kürtçe sözcükler arasına katmışlardır. Ayrıca Tewfîq Wehbî, Dr. Mac Kenzie´nin 1961´de yayınlanan makalesine cevap niteliğinde yazdığı bir makalede, Hewramanca Kürtçesinin Kürt dilinin eski lehçelerinden olduğunu vurgulamıştır.
Profesör Qanatê Kurdo, Haletekanî Cins û Bînayî Berkar Le Zaza da (ZaZacada Erillik-Dişillik ve Nesne) adlı makalede, karşılaştırmak suretiyle Zazaca ve Yukarı Kirmanc lehçelerinin aynı dil olduğunu aydınlat-mıştır.
Major Soane, Kurdish Grammar (Kürtçe Gramer) adlı yapıtında Zazacayı Kürtçenin lehçelerinden biri saymıştır.(25) Kürt dili konusundaki görüşlerde kendini en çok Oskar Mann´a yakın bulan Dr. Kemal Fuad, başta Oskar Mann olmak üzere Goranca-Zazacayı Kürtçe saymayanların görüşlerini eleştirerek bunların Kürtçenin birer lehçeleri olduğunu belirtmektedir: “Oskar Mann´ın da aralarında olduğu kimi dilciler, Goran-Zaza grubu lehçelerini Kürtçe saymazlar.Bu alanda ben farklı düşünüyorum: Bu grubun lehçeleri, Kürtçenin diğer grup lehçeleriyle leksikoloji bakımından farklılıklar göstermekle beraber, bunlar da Kürtçe gibi kuzey-batı Iranî grubuna dahildirler. Coğrafik bakımdan da Kürdistan toprakları içine girerler. Ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkileri de diğer uluslara nazaran Kürtlerle daha güçlüdür. üstelik Gorancanın şivelerinden biri olan Hewramî uzun bir süre(16. yüzyıldan 20. yüzyıla dek)Kürdistan´ın geniş bir yöresinde(Doğu ve Güney Kürdistan´da) edebi dil olmuştur. Ulusal bakımdan da bunlar kendilerini Kürt olarak görmekteler.”
Mehemed Emîn Hewramanî´ye göre de, varolan eski kaynaklar, Hewramanî Kürtçesinin eski bir dil olduğunu, sadece(132 Hicri yılında kurulan) Baba Ardelan Beyliği boyunca değil daha eski zamanlara giden ve Avesta dilinden dönüşen, din ve edebiyat dili olduğunu gösterirler. M. E. Hewramanî, şöyle yazar:
Şêx Se´dî[yê Şîrazî] bir beytinde şöyle der:
Geh be Tazî astînî ber men zened gûyed “te´al”
Geh be Kordî gûyedem “borê nişîne w nan were”
(Bazen el edip bana Arapça “te´al” der
Bazen de Kürtçe “borê nişîne w nan were” der. M. C.)
Bu beyitte geçen “borê nişîne w nan were” Hewraman lehçesiyledir ve “gel otur ekmek ye” anlamındadır. O dönemde(13. yüzyıl M.C.) Se´dî[yê Şîrazî] Hewramanca lehçesine Kürtçe demiştir.
Sultan Sehak´ın Ehli Hak taraftarları için manzum olarak söylenen Kürtçe Yaresan Ilahileri Hewramancadır. Meşhur Kürt şairi Xanayî Qubadî´nin kendisi Şirin ile Husrev destanını Kürtçe manzumlaştırmak istediğini söyler. Ona göre Kürtçe Farsça´dan eksik değil, ondan daha şirindir. Onun için şöyle der:
Ce lay aqilanê sahib eql û dîn
Dana buzurganê Kurdistan zemîn
Rast en mewaçan Farisî şeker en
Kurdî ce Farisî bel şîrînter en
……
Ce ´ersey dinyay dûn bedfercam
Be destûrê nezmê Nîzamî meqam
Be lefzê şîrînê Kurdistan temam
Pêş buwan meh´zûz baqî weselam.
(Akıl ve din sahibi akıllılarca
Kürdistan´ın büyük bilginlerince
Doğrudur, “Farsça şekerdir” denir
Fakat Kürtçe Farsçadan daha şirindir.
Bu aşağılık fani dünyada
Nizamî makamın manzum usulünce
Tümü Kürdistan´ın tatlı sözleriyle
Xanayî Qubadî Şirin ile Husrev destanını yazdığında, Hewramanca Kürt edebiyat dili olmasaydı ne bu lehçeyle yazar ne de ona Kürtçe derdi.”
Ehli Hak´ın kutsal defterlerindeki ilahilerin söylenişi için iki lehçe kullanılmıştır. Defterler, Hewraman lehçesine, “Kurdî”(Kürtçe, bazen de “Kurdîyî Awramanî”(Hewramani Kürtçesi), Caf şivesine de “Cafî Awramanî(Hewraman Cafçası) demişlerdir. Bu bilgiyi veren derlemeci Abîdînî Caf(Abîdîn Başçawûş) sözkonusu ilahilerin sözlerinin ve dini kütüphanelerinde varolan yazıların 880 yıl öncesine dek gittiğini belirtir.
Vermeye çalıştığımız bilgiler ışığında, Büyük Lurr şiveleri dışında, Küçük Lurr de dahil Gorancanın bütün lehçeleri ile Zazaca lehçesinin Kürt dilinin lehçeleri arasında olduğu gerçeğini kabul etmek, Büyük Lurrlarla ilgili olarak da bu lehçenin tartışmalı olduğu gerçeğini gözönünde bulundurmak gerekir
Sonuç olarak Kürt dilinin lehçeleri, şiveleri ve coğrafik dağılımları ile ilgili olarak aşağıdaki veriler sunulabilir:
1- Kuzey Kürtçesi(ya da Kurmancî/Kirmancî):
Kuzey Kürt lehçesi, en geniş yayılma alanına sahip olan bir lehçedir. Kürdistan´daki yayılma alanı, doğudan bir hat çizilmeye başlanırsa, Urmiye Gölü´nün batı kıyısından başlayarak güneydoğuya doğru iner, Şino şehrinin kuzeyinden, Kêleşin vadisinden Iran-Irak sınırını geçer, Helgurd´e varıncaya dek uzar. Oradan Rewandiz nehrinin kuzey kıyıları boyunca ta Zêyî Badînan(Büyük Zap)´a varıncaya dek gider. Buradan da Dicle nehrine dökülünceye dek Zap´ı takipeder.(29) Urmiye Gölü´nden kuzeye doğru Kotur ve Xoyu içine alarak Aras nehrine kadar uzar, Kars, Erzurum, Muş, Bitlis´i içine alır Güneydoğu Toroslar´ın kimi zaman doğu yamaçlarını, kimi zaman da eteklerini boyluboyunca takip eder, Siirt il sınırlarını, Kozluk, Silvan, Kulp, Lice, Bismil kazalarını, Diyarbakır vilayet sınırlarını, Ergani´yi, Deşta Gewran ve Karacadağ yöresini içine alacak biçimde Siverek´in doğu, güney ve güneydoğu bölgesini, Hilvan kazasını, Gerger hariç Adıyamanı, Malatya´yı Maraş´ın kuzey, doğu ve güney yörelerini içererek Gavur Dağı´nın doruklarına kadar uzanır, Hatay´ın Kırıkhan ve Haleb´in Afrin ilçelerini içine alır. Oradan Dicle nehrinin Zap suyunu aldığı noktaya dek Kürtlerin yaşadıkları topraklarda Kuzey Kürtçesi(Kurmanci) konuşulur. Tunceli´nin Pertek ve Mazgirt kazalarında, Elazığ´ın Maden, Sivrice ve Palo dışındaki kazalarında, Bingöl´ün Karlıova kazasında ve Sivas´ın Kürtçe konuşulan yörelerinin çoğunluğunda da bu lehçe konuşulur. Bu lehçe ayrıca Lübnan, Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan Kazakistan ve diğer Orta Asya cumhuriyetlerindeki Kürt nüfus tarafından, Horasan ve Konya Kürtleri ile Ankara Kürtlerinin bir bölümünce konuşulur.
Kuzey Kürtçesinin şiveleri şöyle sıralanabilir:
a- Batı Kurmanccası: Afrin bölgesinden başlayarak Antep, Kırıkhan, Maraş, Adıyaman ve Malatya Kürtleri ile Urfan´ın Suruç, Birecik ve Halfeti Kürtlerinin konuştukları şive. Genel olarak Fırat nehrinin batı yakası Kurmanclarının konuştuğu şive denebilir. b- Rewendî: Van Gölü´nün kuzeyinde kalan topraklardaki şive. Doğudan Şikak bölgesinden başlar, Aras nehrine kadar olan yerler, Kars, Ağrı, Erzu-rum, Van, Muş ve Erzincan Kurmanclarının konuştukları şivedir.
c- Şikakî: Urmiye gölü, Şemdinan ve Başkale arasındaki yörelerce konuşulur
ç- Hekarî: Şırnak´ın hemen güneyinden başlayarak Hakkari ili sınırları içindeki Kürtlerce konuşulur.
d- Botî: Suriye ve Türkiye sınırları içindeki Cizre Kürtlerinin, doğuda Zaxo´nun kuzeyinden başlayarak Şırnak´ın hemen güney ve batısından Eruh´u içine alacak biçimde Van Gölü´nün güneyine kadar uzanan, Bitlis´in doğu ve güney bölgelerini, Siirt´i, Batman çayı´na kadar olan yöreleriyle Batman´ı ve Mardin´in doğu yörelerini içine alan topraklardaki Kürtlerin konuştukları şive.
e- Bahdînî: Zaxo, Amadiye , Akre, Zêbar yöreleri ile Duhok Kürtlerinin konuştukları şive.
f- Sincarî: Sincar Dağı ve Şêxan yöresi Kürtlerinin konuştuğu şive.
g- Orta Kurmancca (ya da Silîvî-Kîkî-Milî) Diyarbakır ilinde, Mardin ilinin doğu yöresinin dışında kalan yörelerde, Urfa´nın Fırat´ın doğu yakasına kadar uzanan topraklarında kalan Kürtler ve Elazığ´ın doğu ve güney yörelerindeki Kurmanclarca konuşulan şive.
2- Merkez Kürtçesi (ya da Soranî):
Bu lehçenin sınırları Kurmanci lehçesi için belirttiğimiz güney sınırlarından başlar, güneye doğru Sîrwan çayı´na ve Xaneqîn´e varıncaya dek devam eder. Güneyde Hemrîn Dağları´nın güneyinden doğuya doğru döner ta Sehend dağına, Mesirabad, Bicar ve Esedawa´ya kadar uzanır. Güney sınırının eni de Melayir-Kirmanşah-Qesri Şirin-Xaneqin ana yoluna kadar varır.(30) a- Soranî: Zêbar yöresi hariç bugünkü Hewlêr vilayeti ve kazaları.
b- Silêmanî(ya da Babanî): Süleymaniye, Kerkük, Kifrî, Qeretepe, Tuz-Şiwan yöreleri ile Xaneqîn´in bazı köylerini içerir.
c- Mukrî: Şino, Nexede, Meraxe, Mîyandiwaw, Şahîndij, Saqiz, Bokan, Bane ve Serdeşt Kürtlerinin konuştuğu lehçe.
ç- Sineyî: Sine(Senendec), Bicar, Kengewer ve Rewanser ile Ciwanro´nun kuzey yörelerinde konuşulur.
3- Güney Kürtçesi:
Kuzeyde Melayir-Kirmanşah-Qesri Şirin anayolundan başlayarak Kürdistan´ın güney sınırlarına kadar varan alanda konuşulur. Şiveleri aşağıdakilerdir:
a- Xaneqînî
b- Asıl Lurr( ya da Feyli)
c- Kirmanşanî
ç- Lekî
d- Kelhorî
e- Perewendî
f- Kulgayeyî
4- Goran Kürtçesi:
Goran şivelerini konuşanlar, Bağdat-Kermanşah yolunun kuzeyindeki dağlık bölgede, Hewraman dağlarının doğu ve batı yakalarında, ayrıca Paweh ve Kendule yöresinde, Musul´un doğu ve kuzeyinde; Xazır çayının Zap Suyu´na döküldügü yörelerde yaşarlar.
“Goranların yaşadıkları coğrafi bölgeler, eski tarihlerde lehçelerinin oluşmaya başladığı dönemlerde, yukarıda belirttiğimiz bölgelerden çok daha geniş ve büyüktü. 18. yüzyılda üzerinde yaşadıkları toprakların bugün üzerinde yaşadıkları topraklardan geniş olduğu kuşkusuzdur. 18. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın başlarında Süleymaniye Beyliği´nin çağdaş ve yeni bir biçimde ortaya çıkması, bir dereceye kadar Goranların üzerinde yaşadıkları toprakların daralıp küçülmesi hesabınaydı. Böylece Kürtçenin Güney Kurmancca lehçesi(Merkez Kürtçesi, Süleymaniye şivesi M. C.) Süleymaniye Beyliği´nin resmi dili olarak oluştu. 18. yüzyılın ardından gelen yıllarda adım adım Goran lehçesinin yerini daraltarak onun aleyhine gelişti.
Goran lehçesi, Baba Ardelan´ın 4. yüzyılda kurduğu Ardelan Beyliği döneminde yaygındı. Baba Ardelan, Moğolların harabettiği Şarezor´u yeni-den bayındır hale getirerek beyliğinin başkenti yaptı. Goranların Zagros´un doğusundan Şarezor´a doğru yayılmalarının bu olayla başlamış olduğu uzak bir ihtimal değil.
Kakeiler(Ehl-i Hak, Ali Ilahiler) Şarezor´u kutsal yerleri haline getirdiler. Gorancayı da dinlerinin dili yaptılar. O dönemde Şarezor´da şiir dili Goranca´ydı. Kakeilerin dinsel edebiyatları da şiirle başlamıştı. Bugüne kadar da bu, böyle kaldı.
Şunu da belirtmek gerekir ki Kerkük, Kifrî, Xaneqîn ve Sîrwan çayı yu-karısındaki aşiret ve oymaklar, örneğin; Zengene, Cebarî, Şiwan, Bîbanî, Talebanî ve diğerleri Goran aşiretlerindendi. Bunların yazılı klasik edebiyatları ve folklorları vardı ve Goran lehçesiyleydi. Fakat Süleymaniye Beyliği´nin gelişip güçlenmesiyle, Aşağı Kurmanc lehçesi yavaş yavaş bu yöreleri işgal etti.”
a- Hewramanî: Sîrwan çayı´nın üst tarafına düşen Hewraman yöresi Kürtleri bu şiveyi konuşur. Hawraman dağlarının batı tarafı, Halebçe ve Pêncwîn arası yöredir, doğu yakası ise Sine ve Kermanşah´tır. Hewraman yöresi; Hewramanî Luhon, Hewramanî Dizlî, Hewramanî Text, Hewramanî Rezaw, Hewramanî Ciwanro ve Hewramanî Kenduleyî diye bölgelere ayrılır.
b- Bacelanî: Zengene ve Şebek´i içerir. Musul´un doğusundan Başvaye yörelerinden yayılarak Hamdaniye´nin kuzey ve güneyine ta Talabani ve Zengene yöresine, ayrıca Qeretû, Horên ve Şêxan´a dek dağılmışlardır. Bacelanîler Loristan´ın kuzeyindeki Zehaw yöresinde de yaşarlar.
c- Gehwareyî:
5- Zaza(Dimilkî, Kirmanckî ya da Kirdkî) Kürtçesi:
Türkiye´nin egemenliği altındaki Kürdistan topraklarının kuzeybatısında kuzeyde Erzurum ve Erzincan´dan güneyde Adıyaman´ın Gerger ilçesine, Güneydoğu Torosların doğu ve güney eteklerinden Sıvas´ın Zara kazasına kadar uzanan bir alanı kapsar. Adıyaman´ın Gerger ilçesinde, Urfa´nın Siverek kazasının içi ve kuzeyine düşen köylerinde, Diyarbakır´ın çermik, çüngüş, Piran ve Hani ilçeleri ile Lice, Hazro, çınar ve Kulp ilçelerinin bazı köylerinde, Siirt´in Kozluk, Sason ve Baykan ilçelerinin bazı köylerinde, Bitlis´in Mutki kazası ile bazı köylerinde, Muş´un Varto kazasının bazı köylerinde, Erzurum´un Hınıs ve Tekman kazalarının bazı köylerinde, Erzincan´ın içinde ve bazı köy ve kazalarında, Tercan´ın içi ve köylerinde, Sivas´ın Zara kazasının Beypınarı nahiyesi ile bazı köylerinde,Tunceli ili ile Pülümür, Nazimiye, Ovacık, Hozat ve çemişkezek kazalarında hemen tamamiyle, Elazığ´ın içi ile Maden ve Palo kazalarının tamamında. Karakoçan´ın yarıya yakın bölümünde, Bingöl ili ile Genç ve Kiği kazalarının tamamında, Solhan´ın çoğunluğunda ve Karlıova´nın az bir kesiminde Zaza lehçesi konuşulur. Diyarbakır´ın içinde de çoğunluk Kurmanc olmakla beraber Zazaca konuşan önemli bir nüfus yaşar.
Zaza lehçesi ikiye ayrılır:
a- Dersim şivesi: Tunceli, Erzincan ve Sivas´ta konuşulur.
b- Doğu(çewlîg-Diyarbekir-Sêwreg) şivesi. Bingöl, Elazığ, Diyarbakır, Siverek ve Gerger´de konuşulur.
Etiketler: Kürd Dili Ve Tarihi, kurdi alfabe, kurtce alfabe
Gulamin
Gükkuşağının yedi rengi…
Yanar coğrafyamın külleri…
MEZOPOTAMYANIN kutsallığı var bakışlarında…
AĞRI DAĞININ eteklerinde yanan yüreklerin sıcaklığıyla
Seviyorum seni Gulamin…
Güneşi doğmayan bir günün,
Adını bilmediğim bir ülkede,
Her tarafı yasaklı bir dilin,
Özgürlüğe hasret tutkusuyla
Seviyorum seni, Gulamın..
Özgürlük kokan dağların arkasında,
Ellerinde papatya,yüreklerinde heyecan
Ve umutla yüzünde tebessüm taşıyan
KÜRT cocuklarının deyimiyle..
EZ TE PİR HEZDİKİM, Gulamın…
Sana olan sevdam…
KÜRDİSTAN gecelerinin barut kokan karanlığında..
Yakılan ateşin etrafında,ısınan GERİLLANIN
Yürek parcalayan türküsünde saklıdır
Gulamın….
Dostluğum kalkandır,namerdin kılıcına..
Sevdam,meskendir MEM U ZİN aşkına…
Sevgim cacandır,HEVAL aşkına..
Bu yürek fedadır,sevgiliyi unutmayana..
Gulamın…
Gül filizlendiği günden itibaren güneşe aşıktır…
Güneş her ne kadar gülü ay’ın görkemine bıraksada
Gül, asla yıldızlara kanıp,güneşi unutmaz
GULAMIN….
Ciyay_ararat
21.06.2006
Sendin
Tek amacım sendin,
ulaşmak istediğim yerdin.
Her yaklaşımda beni iten,
O taş kalpli sendin.
Yumuşar umuduyla güzellikler serptiğim,
Safça sevgi yeter dediğim,
Her türlü güzellikte gördüğüm,
O taş kalpli sendin.
Bir bakışıyla eridiğim,
Hırçın yüzünde kendimi gördüğüm,
Bütün hayallerde yer alan,
O taş kalpli sendin.
Sensizlikten üşürken alev alen yanan,
Vazgeçmeden ısrarla direnen,
Her kırılışta toparlanıp ayaklanan,
İşte o kalpte benim.
VE BU KALP SENİ ASLA UNUTMAYACAK CEYLANIM
Unut Beni Can
Bu kaçıncı gece
Hasretinle yandığım
Kaçıncı gece
Yıldızları yıkadığım göz yaşlarımla?
Mesafeler yırtıldı hıçkırıklarımla
Bosnalı kadınlar duydu feryadımı.
Sen, sen duymadın mı can?
Ne vardı bu kadar uzak yerlerde açacak?
Benden uzak o iklimlerin,
Benden uzak o şehrin,
Kahrolası o kalabalıkların
Benim kadar ihtiyacı mı vardı sana,
Benim kadar hasret çekti mi
Kahrolası o şehrin semaları,
Benim kadar yandı mı?
Ne vardı can?
Ne vardı uzak iklimlerde açacak?
Ne vardı
Kendimizi bu kadar kahredecek?
Kara trenler umut olmamalıydı,
Uzayan yollarda kalmamalıydı bakışlar.
Dünya, bir tek nokta olmalıydı can…
Bir tek noktada doğmalıydık.
Dönüp dönüp sana varmalıydı yollar,
Ben, hep hasret türküleri söylememeliydim,
Sen, hep hasret şiirleri okumamalı.
Hasret diye bir söz olmamalıydı lügâtlarda
Geceler boyu hergün
Göz yaşlarımla ıslanmamalıydı yıldızlar.
Gönlüm bu sevdaya dar gelir oldu
Boğuyor karanlıklar can…
Mesafeler kurşun oldu amansız,
Feryadıma şahit oldu yıldızlar
Can… Can…
Hasretin ağır bir yük omuzlarımda.
Ben çekmekten usandım,
Sen usanmadın mı?
Bildim, bitmeyecek bu hasret!
Uzak iklimlerde açmış iki çiçeğiz.
Hangimiz gelsek diğerinin yanına,
Kuruyup, kaybolacağız.
Ben, kıraç topraklara döndüm can,
Ben, kurumuş dereler gibiyim.
Issız mağaralarda kaldı umudum.
Belli bu sevda kahredecek bizi,
Unut be can…
Unut bu sonu gelmez sevdamızı…
Bırak yeni güneşler doğsun semalarında
Bulutlar gizlemesin yıldızlarını
Yeniden başlasın herşey
Yeniden doğ bensiz şafaklarda.
Unut can,
Unut senin için yazdığım sevda şiirlerini.
De ki; bir rüya idi bitti.
De ki; bir hayaldi,
Solgun aynalarda yansıyan.
De ki; bir romandı,
Sonu koskoca bir hiçle biten.
Unut beni can,
Unut vakit varken…
Bırak hasretin bana kalsın.
Varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm.
Ben yine her gece
Saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda.
Gözlerimde takılı kalsın hayalin.
Sen unut can,
Sen unut!
Kahredersem,
Milyon kere kahrolayım
Yasak Bir Sevda Yolcusu
Yasak sevdalara yataklık eden cudi gözlerini dikmiş yaralı bir ceylan gibi mağrur mağrur bakıyor ..
Her arşınladığım santimetre sensiz kahpece bir tuzak ve her sensiz bakış bedenimde mayınların patlama sebebi oluyor
Diktim gözlerimi siluetine binlerce kez yargıladım kendimi yargılayıp kendimi idam ettim giyabında sen başka sabahlarda uyanırken..
Her rüzgarda kokunu her gökkuşağında kesk sor u zeri
Her denizde dalgaların beni savurup kayalara çarparak acı içinde sana getirmesini diledim
Halepte bir kor dilenci midyatta bir kaçakcı adanada bir işçi amedde bir isyancı
Senin gözlerinde bir asi serseri gölgeler eşliğinde vals yapıyorum yetim ve kimsesiz mechul gölgelerde
Sonra başka sabahlara uyandım..
Unutulmuş gözlerimdeki izlerine bakarken duvarda asili yelkovan durmuş akrep ise düşman şimdi bütün saklı düşlere
Şimdi her düş bir isyan her bakış bir kaçamak ve her dokunuş tende yangın sebebidir bu kentte
Yangınlar ülkesinin çocukları değilmiydik biz ki hep gülerek koştuk yangınlara yana yana kavrula kavrula
Sensizlik şimdi her tan doğanda sinsice doğuyor bu kentte yağmurun hüzünlü damlaları yüreğimi ıslatırken
Dudaklarım lal bedenim yorgun aklım desen onu çok geçmişte bıraktım saklı ve yasaklı sevdalarımda
Sen ve Ben kaybolurken bu karanfil kokan yasak sevdada kaçak bir tütüncü kadar tebessüm var şimdi dudak izlerimde
Seni her hayal ediş bir öpüstür senin ismini anmak bir dokunuştur ve avuclarıma çiziyorum senden kalan yanık yaralarımı
Aykırı günler yaşıyorum her doğan yeni günde ve gökyüzü toz duman kızıl kızgın
Sol yanım faili mechul bir kasatura saplayıp çıkarmışlar sanki ve kanım toprağa karışıyor
Masmavi hayaller kuruyorum kara kuru esmer bedenim toprağa düşerken sessizce dudaklarımdan sen çıkıyorsun
Her taraf yabancı kalabalıklarla çevriliyor hain bir kuşatma çevriliyor bütün yanımı dilim lal beden tutsak ölüm baş ucumda
Ya sen..Sen Yoksun..
Olmayacaksın..
Hiç olmadın…
Son bir gayretle seni haykırıyorum baş ucumdaki bütün azraillere ve seni diliyorum bütün deniz kızlarına ve afrodite ve heraya ve bütün tanrıçalara
Düşüyorum..sessizce
Kendi sesimi unuturken yanlızlık bütün hücrelerimi esir alıyor puslu ve ciyansi havada
Öfkenin nefretin acının özlemin yasaklığın sana ait bütün duygular iç içe geçiyor adeta seni anıp düşerken
Gel…
Gel kaldır ve götür beni karanfil kokan ülkemize
Vahşi kısraklar gibi koşalım seninle yalın ayak düşelim sonra kanasın her tarafımız
Kanasın kan aksın bütün sen kokan yaralarımdan..
Gel asi sevdam yasak düslerim isyanında boğulan özlemlerim gel
Gelde kurtar beni bu namert şu katılmamış acıdan..
Yılmaz Sevket Arslan
Bruksel 23.06.2009
saat 12.58
Yanginlar Ulkesinin Cocuklari
Her yani barut kan ve düşman kahkahaları kokan ,
Zifiri bir karanlığın içinde Fıratın tam ucunda,
Umutla…
Kardelen tomurcukları açar özgür ve asilce
Yangınlar kokan ülkemde….
Umut denizleri yarattık yakamoz kokan gecelerde
Sonra cırılçıplak yüzdük, arındık
bütün günahlarımızdan …
Sen meryem oldun günahsız saf masum bir bakire
Ben İsa oldum özgür asi bir direniş kahramanı ..
Bütün umutlarımızı beyaz bir güvercinin kanadına taktık
Sen güvercinler peşinde koşan divane bir coçuk..
Koş…
Durma..
Ayakların çatlayıncaya kadar koş..
Çatlayıp kanayıncaya kadar koş..
Yaraların kabuk bağlayıncaya kadar koş…
Durma…
Samyeli eşliğinde ılık rüzgarlar çek soluğuna..
Umut ol yamalı pantolonlu yalın ayaklı kirli yüzlü coçuklara..
Her umutta bin Uğur ol..
Her düşüşte bin Zilan ol
Ve..Kalk..Sakın düşme bir daha
Düşersen yaralarlar seni, incitirler yok ederler
Ateşler yak ülkenin dört bir yanında
Yaktığın ateş umut olsun yangınlar ülkesinde coçuklarına
Her coçuk bir Kawa her ateş bir yarını müjdelesin sana
Koş ..
Durma..
Düşme..
Ayağı kalk ey yangınlar ülkesinin asil coçuğu…
Düşme sakın..parçarlar seni ciyan avcıları
Koş..Umutlara koş ..
Koş Yarınlara koş..
Koş..
Bana koş..sadece bana.
Ben sende umut olup açacam sonra..
Yılmazın dediği gibi yaşayalım
En karasından ..
En asil şekilde..
En cok içimizi acıtan yakan ölümleri
Bizler gurbet türküleri ile büyüdük..
Başka dilde ,
Başka bir sabahlarda,
Başka yarınlarda..
Artık koşalım yarınlara ve umut olalım en kara sevdalara
Umut olalım en özgür yarınlara..
Fırat olalım asice akalım en derin okyanuslara
Dicle olalım umut olalım dudakları susuzluktan çatlayan çöl coçuklarına
Mezopotamya olalım bağrımızdan çıkaralım tarihin en büyük kahramanları
Koş…
Durma
Bütün umut sende coçuk..
Koş..coçuk
Sen Yarınsın..sen umutsun sen aşksın sen sevdasın..
Koş coçuk durma..
SEN ÖZGÜRLÜKSÜN
Yılmaz Sevket Arslan
Etiketler: Aşk Mesajları, ask siirleri, Şiir
Yalnizlik paylasilmaz, paylasilsa yalnizlik olmaz. (Ozdemir Asaf)
Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmaya hazırlar. Yazmak ise olgunlaştırır. (Francis Bacon)
İlerde yalnız iki şeyle hatırlanırsınız: Çözdüğünüz sorunlar, yarattığınız sorunlar… (Mike Murdock)
Söylediklerinizi duyurmak için kimsenin kolundan tutmayın. Çünkü insanalr sizi dinlemeye istekli değilllerse, onları tutacak yerde çenenizi tutmak daha hayırlıdır. (Chesterfield)
Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez, fakat herşeyi düşünerek söyler. (Aristoteles)
Kimseden korkmayan kişi, herkesi korkutan kişi kadar güçlüdür. (Rufus Choate)
Insanlar görünüşüyle karşılanıp, davranışlarıyla uğurlanırlar. (John Freinord)
Sizi geçmişe eski aşklarınız götürmez, bugünkü aşksızlığınız götürür… (Marianne William)
Deney kazanmak acıların özetidir. (Arthur Helps)
Fırsat penceresi kendiliğinden açılmaz… (D. Weinbaumn)
Güneşin sana gelmesini istiyorsan, gölgeden çık! (Konfiçyüs)
Sevgimiz sözcüklerden ve konuşmalardan ibaret olmamalı, eylem ve içtenlik olmalı. (YOHANNA)
Mutluluk varılacak yer değil, yolculuğun kendisidir. (Bern Williams)
Sevgi sabittir, kararsız olan bizleriz. Sevgi güvence verir, insanlar ihanet eder. Sevgiye hep güvenilir, insanlara güvenilmez. (Leo Buscaglia)
Sevginin ölçüsü ölçüsüz sevmektir. (Spinoza)
Mükemmeli yaratan ufak tefek şeylerdir. Ama ufak tefek şeyler mükemmel değildir. (Ömer ASAF)
Para mı insana bağlı? Insan mı paraya bağlı? Bu insana bağlı. (Ömer ASAF)
Eğer çalışmak iyi bir şey olsaydı, zenginler hepsini yapar bize iş bırakmazdı… (Elmore Leonard)
Başkalarını bilen kimse bilgili, kendini bilen kimse akıllıdır. (Lao-Tsze)
Allah beni yandaşlarımdan korusun; ben kendimi düşmanlarımdan nasılsa koruyabilirim. (Marshall de Villars)
Dans pistinde de, hayataki gibi, ancak partneriniz kadar iyi olabilirsiniz. (Robin Marantz)
Her insanın hayatında mutluluğa kavuşabilmesi için verilmiş bir saat vardır. Iş, o saati kaçırmamakta… (B. Fletcher)
Para herşeyi yapar diyen adam, Para için herşeyi yapan adamdır. (Benjamin Franklin)
Malı ve parayı hor gören çoktur, ama veren az. (Rochefoucauld)
Insan iki şeyi saklayamaz: Sarhoş olduğunu ve aşık olduğunu. (Antiphanes)
Kazanmadan önce haketiğinize inanın. (Mike Ditka)
Cennete varana dek talihine güvenme. (Filipin Sözü)
Eğer size yalan söylenmesini istemiyorsanız, soru sormayın. (B. Traven)
Insan, gülümseyiş ile gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. (Byron)
Herkesin üç kişiliği vardır: Sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı, ortaya çıkardığı. (Alphonse Karr)
En büyük başarı insanın hayatı olabildiğince yaşayabilmesidir. (M. Christopher)
Konuşurken hiçbir şey öğrenemezsiniz. (Lyndon B. Johnson)
Vaat ederken ümitlerimiz vardır. Icraat anında ise korkularımız… (La Rochefoucauld)
Insanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser. (Malcolm Forbes)
Arkadaşlık aşktan daha zordur… Çünkü daha uzun sürer… (Harry Truman)
“Iyi bir insan olmak” ile “iyi bir yurttaş olmak” asla aynı şey değildir. (Aristo)
Hiç bir kadın bir adamla parası için evlenmez. Kadınlar bir milyonerle evlenmeden önce, ona aşık olacak kadar akıllıdır. (Cesare Pavese)
Bize cazip gelen kavgadır, zafer değil. (Pascal)
Şehir, halkın hep birlikte yalnız kaldığı ortamdır. (Prochnow)
Bir yerdeki haksızlık, adalet için her yerde tehlikedir. (Martin Luther King)
Insanlar çıkarları için hakları için olduğundan daha gayretli savaşır. (Napolyon)
Dostluk para gibidir, elde edilmesi kolay korunması zor. (Samuel Buttler)
Bir klasik herkesin okumuş olmayı istediği ancak kimsenin okumayı istemediği eserdir. (Mark Twain)
Tecrübe eski hatalarımızı tekrarlamamızı önler, yeni hatalar yapmamamızı sağlar. (Anonim)
Siz fırsat vermezseniz, kimse sizi aşağılayamaz. (E. Roosevelt)
Oyun bittiği zaman şah da piyon da aynı kutuya atılır. (Italyan atasözü)
Tecrübe büyük avantajdır. Ancak kazandığımız zaman onu kullanmayacak kadar yaşlısınızdır çoğunlukla. (Jimmy Connors)
Oyunu kaybederseniz kuralı değiştirin… (Murphy)
Uçurtmalar rüzgar gücü ile değil o güce karşı koydukları için yükselirler. (W. Churchill)
Kadın, erkeğin ilgisinden çok ilgisizliğine karşı duyarlıdır. (Jules Janin)
Bir anne oğlunu adam etmek için 20 yıl uğraşır, bir başka kadın adamın 20 dakikada aklını başından alır. (Anonim)
Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez. (Joe Louis)
Bir şeyin haklı olduğunu bildiğin halde, o şeyden yana çıkmazsan, korkaksın demektir. (Konfiçyus)
“En sıradan eylem bile, eğer onu yapan, daha iyisini yapma çabası içine girerse yaratıcılığa dönüşür. (JOHN UPDIKE)
GOETHE:
“Başkalarının değil, kendinin en iyisiyle yarış”.
“Yeni şeyler denemezsen, yeni şeyler öğrennemezsin
“Bütün dikkatiniz kendinizdeyse mutluluğu garanti ettiniz demektir”.
“Kendi kişiliğini tanımak çok önemlidir.
“Insan kişiliğini soru sorarak öğrenir böylece güçlü ve zayıf yanlarının farkına varır
“Düşünen insan özlü insandır, kendi lişiliğini bilen insandır.”
“Kişiliğinizi bulduğunuzda, bundan asla ödün vermemelisiniz, ancak o zaman güçlü biri olursunuz.”
“Kendine inanmak zorundasın. Aksi halde hayat boyu sana el uzatacak birini beklersin.”
“küçük insanlar kişileri normal insanlar olayları büyük insanlar fikirleri tartışırlar.”
“Her şey zamana hükmeder sanat zamana güvenir.”
“Insan kendini hicbir zaman karincalar gibi kaynasan bir kalabaligi yarip gectigi zamanki kadar YALNIZ hissetmez”
” seni dusunmek guzel sey umitli sey dunyanin en guzel sesinden en guzel sarkiyi dinlemek gibi birsey.Fakat artik umit yetmiyor bana ben artik sarki dinlemek degil sarki SOYLEMEK istiyorum” (NAZIM H.R)
“…..Biz asla insanlara beddua etmeyiz .Eger biri ile gorulecek hesabimiz varsa, onu Buyuk Ruh’a havale etmeden kendimiz goruruz.Bize Buyuk Ruh ‘un insanlar arasindaki ufak tefek celiskilere aldiris etmeyecegi ogretildi.” (GOYATHLAY “Geronimo” )
“Dunyayi istiyoruz ,hemen simdi ,istiyoruz.”
“Onlarin silahlari var ama bizler cogunluguz” (JAMES,Jim D. MORRISON )
“Bir insanin yasaminda yeni davranis bicimleri artik gorunmuyorsa, O kimsenin davranislari ussalliktan uzaklasiyor demektir.” (J.E. COGHILL )
“Gunumuzun gecerli inanclarini yarip oteye fiskiramiyan bir uygarlik ,cok sinirli bir ilerleme doneminden sonra kisirlasmaya mahkumdur” (A.N WHITEHEAD )
“Su anda n-benimsemis oldugumuz inanclara kuskuyla bakmaniza neden olabilecek herhangi bir dusunce oturup hicbirsey yapmamaktan cok daha iyidir” (A.N WHITEHEAD)
“Hicbirsey bilmeyen hicbirseyi sevmez ,hicbirsey yapmayan hicbirseyden anlamaz. Hicbirseyden anlamayan insan degersizdir.Oysa anlayan hem sever hem herseye karsi duyarli olur hemde gorur Birseyde nekadar cok bilgi varsa okadar buyuk sevgi vardir … Bütün meyvelerin ciceklerele ayni anda olgunlastigini sanan kisi uzumleri hic tanimiyor demektir ” (PARACELSUS)
“Kendi kendinize isik olun yalniz kendinize guvenin biricik isik olarak, kendi içinizdeki dogruluga inanin” (BUDDHA)
” Dogru sözler herzaman aykiri - kanisal gorunur; ama hicbir ogreti bicimi onlarin yerini tutmaz” (LAO-TSE)
“Mutluluk erdemin odulu olmayip kendisi bir erdemdir.Biz mutluluktan tutkularimizi engelledigi için haz duymaz; tersine mutluluktan haz duydugumuz için tutkularimizi engelleyebiliriz.” (SPINOZA (etik) )
“Gercektende sevgili sevgilisi tarafindan aranmadan ortaya cikmaz.” (MEVLANA C.RUMI)
“Gelin analar babalar ulkenin dort bir yanindan elestirmeyin hemen aklinizin ermedigini ogullariniz ve kizlariniz denetiminizden cikti hizla yaslaniyor eski yolunuz golge etmeyin eger destek olmayacaksaniz cünkü degisiyor zaman” (BOB DYLAN)
“Birsey yapmak isteyen yolunu bulur, Birsey yapmak istemeyen nedenini bulur” (ARAP ATASOZU)
ALBERT EINSTEIN (1879-1955):
“Bu Sözlerin Tümünü Okumadan Hayatı Anlayamazsınız.”
Bakalım Atalarımız Ne Demişler;
Hayatı Yaşamanın Iki Yolu Vardır. Biri Hiçbir Şeyin Mucize Olmadığını Düşünmek Diğeri Herşeyin Bir Mucize Olduğunu Düşünmek…
Her insan ofkelenir, bu kolaydir; fakat tam adamina, tam olcusunde, tam zamaninda, tam yerinde ve tam usulunde ofkelenmek, ne herkesin kudretindedir, ne de kolaydir. (ARISTOTELES)
Akilsiz adam mutlulugu uzakta arar; akilli ise, onu ayaklarinin altinda bulur. (JAMES OPPENHEIM)
En kolay sey insanin kendisini aldatmasidir, cunku bir insan genellikle arzu ettigi seyin gercek olduguna inanir. (DEMOSTHENES)
Hayatimizda isledigimiz hatalarin cogu, dusunmemiz gereken yerde hissetmekten, hissetmemiz gereken yerde dusunmekten ileri gelmektedir. (John COLBINS)
Tenkit oyle bir seydir ki, ondan, ancak birsey soylememekle, birsey yapmamakla, birsey olmamakla sakinabilirsiniz. (ANONIM)
Zaman buyuk bir ogretmendir. Ne yazik ki butun ogrencilerini oldurur. (Curt GOETZ)
Akilli insan, dusundugu her seyi soylemez, fakat soyleyecegi her seyi dusunerek soyler. (ARISTOTELES)
PESTALOZZI:
Insanlar karsilastigin firtinalarla degil gemiyi limana yanastirip yanastiramadiginla ilgilenir.
Ne kadar yukselirsen, ucmak bilmeyenlere o denli kucuk gozukursun.
Bir dusmandan kurtulmanin en iyi caresi, onu kendine dost etmektir.
Su olan biten varya bosver tas yagsin isterse cok surmez dakika sasma dakika yasamaya bak ne gecmisi dusun ne gelecekten kork.
Sen+ben=ikimiz
Sen*ben=biziz
Sen/ben=bolunemeyiz
Sen-ben=hiciz
Hayatimda edindigim en buyuk bilgi sudur: “kendi kendine yardim etmeyi bilmeyene, kimse yardim etmez.”
Dusunce, ruzgar: Bilgi, yelken ise insanlik bir kayiktir. (ANONIM)
Bilgiyle uyumak uyanikliktir. (ANONIM)
Guzel bir kadin gulumsedigi zaman, birinin cuzdani agliyordur. (italyan Atasozu )
Evlilik firtinali bir deniz ise, bekarlik da bulanik bir batakliktir.
Ingiliz Atasozu
Guzellik, doganin kadinlara verdigi ilk armagan, ayni zamanda geri aldigi ilk seydir.
Fransız Atasozu
EVLILIK bir kale gibidir. disaridakiler oraya girmek icin iceridekiler ise cikmak icin ugrasir dururlar.
Cin Atasozu
Komsunu sev, ama bahce duvarini sakin yikma.
Amerikan Atasozu
“A”yi hayatta basari olarak tanimlayalim. O zaman A=x+y+z.
x calismaktir, y oyundur, z de ceneyi tutmasini bilmektir.
Albert Einstein
Gelenekler, beklenmeyenin gerceklesmesini onlemeye yonelik toplu cabalardir.
Barbara Tober
Bir seyi dogru olarak yapmak, onu nicin yanlis yaptiginizi aciklamaktan daha az zaman alir.
T.H.Huxley
Sonunda dedigim olacaksa ise benden daha sabirli bir insan bulamazsiniz.
Margaret Thatcher
Degismeyen tek sey degismenin kendisidir.
Sabir sabirsizligini belli etme sanatidir.
Esas olan yanlistir. Dogru yanlisin kazaya ugramis seklidir.
Sifre
Kaşin sifre
Gozün sifre
Gulmen konusman sifre
Yaradan sifre yaratmis.
Seni cozmek icin
Sifre muduru mu olmali?
Orhon Murat Ariburnu
Bilgeligin ilk adimi herseyden sikayet etmek, sonuncusu ise herseyle uyusmaktir.
Lichtenberg
Susmak, dayanilmasi cok guc bir cevaptir.
Chesterton
Bir sual soran bes dakika muddetle bilgisiz gorunur, sual sormayanise ilelebet bilgisiz kalir.
Johngay
Iki avukat arasinda kalan insan, iki kedi arasinda kalmis balik gibidir.
BAGIMSIZ
Butun karanligi versem size giden geceyi durduramazsiniz.
Isir odamizin havasi kacar cesmelerinizden durduramazsiniz.
Ben denize bakarim sandalca uzaktan,
Siz yuzersiniz bir kus ucar bir gemi gecer durduramazsiniz.
Oktay Rifat
Okula baslayan bir ogrencinin ogrendigi ilk sey, arkadaslarinin ne kadar harclik aldiklaridir.
Bazi kisiler henuz benliklerini bulamadiklarini soylerle,ama benlik insanin buldugu degil yarattigi seydir.
Thomas Szasz
Golge dogusunu isiga borcludur.
Johngay
Ogut
Okulda, anladikca basaracaksin,
Yasamda, basardikca anlayacaksin.
Gelecek mutlu-mutsuz, inanmasam da
Gozlerin yasardikca anlayacaksin.
Ozdemir Asaf
Bellegim “bunu sen yaptin” diyor, gururum “bunu sen yapamazsin” diyor. Sonunda bellegim gurura boyun egiyor.
Nietzsche
Baskalarinin bilgisi ile bilgin olabilsek bile ancak kendi aklimiz ile akilli olabiliriz.
MONTAINE
Dunya dusunenler icin bir komedi, hissedenler icin trajedidir.
Walpole
Sozun bitim yerini olay ya da konu secmez, soz secer.
Baslangicini da oldugu gibi.
BIR SORU
Kiraz ve kamistan kavalimizin
Sesleri
Dagiliyor havada
Bir kuyu agzindan geciyor gibi
Ruzgari mor fistanli zamanin
Bu guzel sarki da unutulacak
Kiyimlar acilar kanlar icinde
Savrulurken yasadigimiz gunler
Bu soruyu mutlaka soracaksin
Ne kaldi ne kaldi bizden geriye?
ONAT KUTLAR
Akilli gorunme cabasi, cogu zaman akilli olmayi engeller
La Rochefoucauld
Damla, kendini tamamlayinca damlar.
Baba : Yemegini bitir
Cocuk : Agzim kelimelerle doluyken nasil yemek yiyebilirim ki.
Birkac saat mutlu olmak istiyorsaniz, icki iciniz
Birkac gun mutlu olmak istiyorsaniz, seyahat ediniz
Birkac hafta mutlu olmak istiyorsaniz, evleniniz
Bir omur boyu mutlu olmak istiyorsaniz, doga ile basbasa yasayiniz
Bir omur boyu bedbaht olmak istiyorsaniz, politika ile ugrasiniz.
Konficyus
Durust insan her zaman gercegi soyler, akilli insan ise yalniz zamaninda
Bernard Shaw
Saf mantiksal dusunce, dunyayi anlamamiz icin yeterli degildir. Gercege iliskin tum bilgiler deneyimle baslar, deneyimle biter. Saf mantiksal bir cerceve icinde sunulan gorusler bos bir gercektir.
shirley mc lyne
Artik ayri enstrumanlara akort olmayi birakip, birlikte birsenfoni yaratmamizin zamani geldi.
“Degisim ne zaman gerekli?” sorusuna verilecek en iyi yanit,
“Gerekli hale gelmeden” dir.
Claus Moller
Dunyayi verelim cocuklara hic degilse bir gunlugune
alli pullu bir balon gibi verelim oynasinlar
oynasinlar turku soyleyerek yildizlarin arasinda
dunyayi cocuklara verelim
kocaman bir elma gibi sicacik bir ekmek somunu gibi
hic degilse bir gunlugune doysunlar
dunyayi cocuklara verelim
bir gunluk de olsa ogrensin dunya arkadasligi
cocuklar dunyayi alacak elimizden
olumsuz agaclar dikecekler
Nazim Hikmet
Kagida dokunan kalem, kibritten daha cok yangin cikarir.
M.S.Fobes
Mutluluk elin erisebilecegi ciceklerden bir demet yapma sanatidir.
B.Goddar
Evrensel Ballad
Bir oykumuz olsa, duyan oykusu sansa…
Oykumuz boylece dallanip-budaklansa..
Bir sevi’den, bir ovu’den, o bizim oykumuzden
Giderek bulusan eller evreni sarsa..
Oykumuz de buyur buyuklugumuzden;
Herkes sevi’sinde evreni kucaklarsa…….
Ozdemir Asaf
Kafasi mum olan, atese yaklasmaz.
Yasamin Gurultusu
Bazen siyrilip gunun takir tukurtusundan
Icimden bir siir yazmak gelir
Otururum daktilonun basina
Takir-tukur-takir-tukur…
Yasamin gurultusunden kopmak kolay degil….
Kandemir Konduk
Paylasilan bir sevinc iki kat olur, paylasilan bir aci yariya iner
Cicero
- Hala ogrenci misin?
- Gunlerimin sonuna kadar ogrenci kalacagimi umuyorum.
Anton Chekhow
Insan Dedigin
Butun akillari denesen
Butun duygulardan gecsen
Butun kitaplari okusan
Insan dedigin insanca dusunen
Insanca davranandir yok otesi
Tevfik Akdag
- Yasanilan cagin kendi anlamlarindan olusan bir dili vardir ki,
Her dil ona uymak zorundadir.
- Yasadiklarimdan ogrendigim bir sey var:
Yasadin mi buyuk yasayacaksin, irmaklara, goge, butun evrene
karisircasina
Cunku omur dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir
Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana.
ATAOL BEHRAMOGLU
- Kurnaz insanlar, okumayi kucumserler, basit insanlar ona hayran
olurlar akilli insanlar ise ondan faydalanirlar.
Francis Bacon
- Basari istedigini elde etmek, mutluluk ise elde ettigini sevmektir.
Anon
- AN
Gulus bir yanasimdir bir obur bir kisiye;
Birden iki kisiyi dondurur bir kisiye…
Anilarindan kale yapip siginsa bile,
Yetmez yalniz basina bir omur bir kisiye.
Ozdemir Asaf
- “Don Kisot olmak icin yola cikan pek cok insan evine Sanco Panco
olarak dondu.”
Ispanyol atasozu
- Yasama sevinci, zorluklarin ustesinden gelmek degil,
Zorluklarin ustesinden gelebilecek morali hissetmektir.
- Marifet nedir bilirmisin ?
Taslara bakan gozlerin cicekleri gormesi.
- Buyumek icin buyumek, bir kanser hucresinin ideolojisidir.
E.ABBEY
- GOLGEM
Biktim usandim suruklemekten onu,
Senelerdir ayaklarimin ucunda;
Bu dunyada biraz da yasayalim
O tek basina,
Ben tek basima.
Orhan Veli
- Bilmeyen ve bilmedigini bilen, cocuktur
Ona ogretin
Bilen ve bildigini bilmeyen, uykudadir
Onu uyandirin
Bilmeyen ve bilmedigini bilmeyen, aptaldir
Ondan sakinin
Bilen ve bildigini bilen, liderdir
Onu izleyin
K’ung-Fu-tzu
- Egitimin kokleri aci fakat meyveleri tatlidir.
Aristoteles
- Ne kadar bilirsen bil, soylediklerin karsindakinin anladigi kadardir. (Mevlana)
- Karsilastigim herkes en az bir konuda benden daha yetenekli, oyle ki her insan dan ogrenecegim bir sey var.
- Herkes insanligi degistirmeyi dusunur. Ama kimse once kendisini degistirmeyi dusunmez.
V.Hugo
Etiketler: Güzel Sözler, mesajlar, Özlü Sözler
ABD’de kalp krizinden ölen pop müziğinin kralı Michael Jackson, Londra’da vereceği konser için 48 saat öncesi Los Angeles’da ki Staples Center’da son provasını yapmıştı.
Etiketler: jackson son provasi, maykil ceksin, Michael Jackson Son Prova
1960′lı yılların gözde şarkısı ‘Artık sevmeyeceğim’i bugüne kadar Türk Sanat Müziği olarak Muazzez Ersoy, Arabesk dalında Neşe Karaböcek, Pop türünde de Haluk Levent ve Hakan Peker tanıttı. Şarkının son versiyonunu ise Muğla genç şarkıcı Özgür Şeref Muğla şivesi ile okudu.
Etiketler: artik sevmeyecegim, Bu şarkı tık rekoru kırıyor, mugla sivesi










Emo Kızlarının Farklı GüzelliğiOnlar, dar pantolon giyiyor, saçlarını yüzlerinin yarısını kapatacak şekilde itinayla tarıyor, gözlerini koyu renk boyuyor. işte, sıra dışı görünüşleri, davranışları, hatta bakışlarıyla adeta “Ben farklıyım” diyen ‘emo’ kızları…
Etiketler: emo kiz resimleri, Emo Kizlari, emotion
İnsan umumiyetle beklemeyi, artık bekleyecek bir şeyi kalmadığı zaman öğrenir.
Aşk(a) Dair Güzel Sözler ~ Aşk Sözleri
Sevgilim bil ki senden uzak ne güzellikleri avutur beni bu şehrin, ne de yıldızlı aksamları!… özlemin bir nehir olmuş yarar girer içimde ki dağları!…
Seni sevdiğim kadar yaşasaydım,ölümsüz olurdum…. “Sen hala sonsuzluğun yüzünde bir damla gözyaşısın…”
Biliyordum,seni seviyorum derken yeni bir alfabe keşfettiğimi,kimsenin okuma yazma bilmediği bir kentte…
Fırlatmıştım kalbimi uzağa,en uzağa.Denk gelirde rastlar diye bir yıldıza…Yanılıp susturdum,ağrımın çağrısını,çagrimin köhnemiş ağrısını…
Oysa kim bilir ki ,yanağımda yangınlardan çok önce o yarin bıraktığı öpüş izi var… Yüreğimde anılardan kalan bin düş izi var…
Kanmadım aynalara sana kandığım kadar…içimde bir boşluk sana yandığım kadar..
Bir çift yeşil göz yüzünden içimde bir sonbahar acıyor; öyle acıyor ki, acılar acısız kalıyor, mevsimler üstüme devriliyor,kışlar kışsız kalıyor…
Paslı bir yalnızlıktı avuçlarımda…Ardımda bir yürek yükü rüzgar…Ne zaman sevmeye koyulsam,doğrulup çoğaldı ayrılıklar
Seni sildiğimde, anılar defterinden,biliyordum söküp attığımı hayatımın yarısını….
güzel sözler, sevgi sözleri, aşk şiirleri, sevgi mesajları, güzelsözler, bayram mesajları, kurban bayramı, kandil mesajları, aşk mesajları, doğum günü mesajları, anneler günü mesajları, kutlama mesajları, tebrik mesajları, guzel sozler, güzel söz, güzel sözler, güzel mesajlar, sevgi sözleri, aşk şiirleri, sevgi mesajları, bayram mesajları, güzel söz, guzel sozler
Etiketler: ask siirleri, günün sözü, Güzel Sözler