Gulamin
GükkuÅŸağının yedi rengi…
Yanar coÄŸrafyamın külleri…
MEZOPOTAMYANIN kutsallığı var bakışlarında…
AĞRI DAĞININ eteklerinde yanan yüreklerin sıcaklığıyla
Seviyorum seni Gulamin…
Güneşi doğmayan bir günün,
Adını bilmediğim bir ülkede,
Her tarafı yasaklı bir dilin,
Özgürlüğe hasret tutkusuyla
Seviyorum seni, Gulamın..
Özgürlük kokan dağların arkasında,
Ellerinde papatya,yüreklerinde heyecan
Ve umutla yüzünde tebessüm taşıyan
KÜRT cocuklarının deyimiyle..
EZ TE PİR HEZDİKİM, Gulamın…
Sana olan sevdam…
KÜRDİSTAN gecelerinin barut kokan karanlığında..
Yakılan ateşin etrafında,ısınan GERİLLANIN
Yürek parcalayan türküsünde saklıdır
Gulamın….
Dostluğum kalkandır,namerdin kılıcına..
Sevdam,meskendir MEM U ZİN aÅŸkına…
Sevgim cacandır,HEVAL aşkına..
Bu yürek fedadır,sevgiliyi unutmayana..
Gulamın…
Gül filizlendiÄŸi günden itibaren güneÅŸe aşıktır…
GüneÅŸ her ne kadar gülü ay’ın görkemine bıraksada
Gül, asla yıldızlara kanıp,güneşi unutmaz
GULAMIN….
Ciyay_ararat
21.06.2006
Sendin
Tek amacım sendin,
ulaÅŸmak istediÄŸim yerdin.
Her yaklaşımda beni iten,
O taÅŸ kalpli sendin.
Yumuşar umuduyla güzellikler serptiğim,
Safça sevgi yeter dediğim,
Her türlü güzellikte gördüğüm,
O taÅŸ kalpli sendin.
Bir bakışıyla eridiğim,
Hırçın yüzünde kendimi gördüğüm,
Bütün hayallerde yer alan,
O taÅŸ kalpli sendin.
Sensizlikten üşürken alev alen yanan,
Vazgeçmeden ısrarla direnen,
Her kırılışta toparlanıp ayaklanan,
İşte o kalpte benim.
VE BU KALP SENİ ASLA UNUTMAYACAK CEYLANIM
Unut Beni Can
Bu kaçıncı gece
Hasretinle yandığım
Kaçıncı gece
Yıldızları yıkadığım göz yaşlarımla?
Mesafeler yırtıldı hıçkırıklarımla
Bosnalı kadınlar duydu feryadımı.
Sen, sen duymadın mı can?
Ne vardı bu kadar uzak yerlerde açacak?
Benden uzak o iklimlerin,
Benden uzak o ÅŸehrin,
Kahrolası o kalabalıkların
Benim kadar ihtiyacı mı vardı sana,
Benim kadar hasret çekti mi
Kahrolası o şehrin semaları,
Benim kadar yandı mı?
Ne vardı can?
Ne vardı uzak iklimlerde açacak?
Ne vardı
Kendimizi bu kadar kahredecek?
Kara trenler umut olmamalıydı,
Uzayan yollarda kalmamalıydı bakışlar.
Dünya, bir tek nokta olmalıydı can…
Bir tek noktada doğmalıydık.
Dönüp dönüp sana varmalıydı yollar,
Ben, hep hasret türküleri söylememeliydim,
Sen, hep hasret şiirleri okumamalı.
Hasret diye bir söz olmamalıydı lügâtlarda
Geceler boyu hergün
Göz yaşlarımla ıslanmamalıydı yıldızlar.
Gönlüm bu sevdaya dar gelir oldu
BoÄŸuyor karanlıklar can…
Mesafeler kurşun oldu amansız,
Feryadıma şahit oldu yıldızlar
Can… Can…
Hasretin ağır bir yük omuzlarımda.
Ben çekmekten usandım,
Sen usanmadın mı?
Bildim, bitmeyecek bu hasret!
Uzak iklimlerde açmış iki çiçeğiz.
Hangimiz gelsek diğerinin yanına,
Kuruyup, kaybolacağız.
Ben, kıraç topraklara döndüm can,
Ben, kurumuÅŸ dereler gibiyim.
Issız mağaralarda kaldı umudum.
Belli bu sevda kahredecek bizi,
Unut be can…
Unut bu sonu gelmez sevdamızı…
Bırak yeni güneşler doğsun semalarında
Bulutlar gizlemesin yıldızlarını
Yeniden başlasın herşey
Yeniden doÄŸ bensiz ÅŸafaklarda.
Unut can,
Unut senin için yazdığım sevda şiirlerini.
De ki; bir rüya idi bitti.
De ki; bir hayaldi,
Solgun aynalarda yansıyan.
De ki; bir romandı,
Sonu koskoca bir hiçle biten.
Unut beni can,
Unut vakit varken…
Bırak hasretin bana kalsın.
Varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm.
Ben yine her gece
Saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda.
Gözlerimde takılı kalsın hayalin.
Sen unut can,
Sen unut!
Kahredersem,
Milyon kere kahrolayım
Yasak Bir Sevda Yolcusu
Yasak sevdalara yataklık eden cudi gözlerini dikmiş yaralı bir ceylan gibi mağrur mağrur bakıyor ..
Her arşınladığım santimetre sensiz kahpece bir tuzak ve her sensiz bakış bedenimde mayınların patlama sebebi oluyor
Diktim gözlerimi siluetine binlerce kez yargıladım kendimi yargılayıp kendimi idam ettim giyabında sen başka sabahlarda uyanırken..
Her rüzgarda kokunu her gökkuşağında kesk sor u zeri
Her denizde dalgaların beni savurup kayalara çarparak acı içinde sana getirmesini diledim
Halepte bir kor dilenci midyatta bir kaçakcı adanada bir işçi amedde bir isyancı
Senin gözlerinde bir asi serseri gölgeler eşliğinde vals yapıyorum yetim ve kimsesiz mechul gölgelerde
Sonra başka sabahlara uyandım..
Unutulmuş gözlerimdeki izlerine bakarken duvarda asili yelkovan durmuş akrep ise düşman şimdi bütün saklı düşlere
Şimdi her düş bir isyan her bakış bir kaçamak ve her dokunuş tende yangın sebebidir bu kentte
Yangınlar ülkesinin çocukları değilmiydik biz ki hep gülerek koştuk yangınlara yana yana kavrula kavrula
Sensizlik şimdi her tan doğanda sinsice doğuyor bu kentte yağmurun hüzünlü damlaları yüreğimi ıslatırken
Dudaklarım lal bedenim yorgun aklım desen onu çok geçmişte bıraktım saklı ve yasaklı sevdalarımda
Sen ve Ben kaybolurken bu karanfil kokan yasak sevdada kaçak bir tütüncü kadar tebessüm var şimdi dudak izlerimde
Seni her hayal ediş bir öpüstür senin ismini anmak bir dokunuştur ve avuclarıma çiziyorum senden kalan yanık yaralarımı
Aykırı günler yaşıyorum her doğan yeni günde ve gökyüzü toz duman kızıl kızgın
Sol yanım faili mechul bir kasatura saplayıp çıkarmışlar sanki ve kanım toprağa karışıyor
Masmavi hayaller kuruyorum kara kuru esmer bedenim toprağa düşerken sessizce dudaklarımdan sen çıkıyorsun
Her taraf yabancı kalabalıklarla çevriliyor hain bir kuşatma çevriliyor bütün yanımı dilim lal beden tutsak ölüm baş ucumda
Ya sen..Sen Yoksun..
Olmayacaksın..
Hiç olmadın…
Son bir gayretle seni haykırıyorum baş ucumdaki bütün azraillere ve seni diliyorum bütün deniz kızlarına ve afrodite ve heraya ve bütün tanrıçalara
Düşüyorum..sessizce
Kendi sesimi unuturken yanlızlık bütün hücrelerimi esir alıyor puslu ve ciyansi havada
Öfkenin nefretin acının özlemin yasaklığın sana ait bütün duygular iç içe geçiyor adeta seni anıp düşerken
Gel…
Gel kaldır ve götür beni karanfil kokan ülkemize
Vahşi kısraklar gibi koşalım seninle yalın ayak düşelim sonra kanasın her tarafımız
Kanasın kan aksın bütün sen kokan yaralarımdan..
Gel asi sevdam yasak düslerim isyanında boğulan özlemlerim gel
Gelde kurtar beni bu namert şu katılmamış acıdan..
Yılmaz Sevket Arslan
Bruksel 23.06.2009
saat 12.58
Yanginlar Ulkesinin Cocuklari
Her yani barut kan ve düşman kahkahaları kokan ,
Zifiri bir karanlığın içinde Fıratın tam ucunda,
Umutla…
Kardelen tomurcukları açar özgür ve asilce
Yangınlar kokan ülkemde….
Umut denizleri yarattık yakamoz kokan gecelerde
Sonra cırılçıplak yüzdük, arındık
bütün günahlarımızdan …
Sen meryem oldun günahsız saf masum bir bakire
Ben İsa oldum özgür asi bir direniş kahramanı ..
Bütün umutlarımızı beyaz bir güvercinin kanadına taktık
Sen güvercinler peşinde koşan divane bir coçuk..
KoÅŸ…
Durma..
Ayakların çatlayıncaya kadar koş..
Çatlayıp kanayıncaya kadar koş..
Yaraların kabuk baÄŸlayıncaya kadar koÅŸ…
Durma…
Samyeli eşliğinde ılık rüzgarlar çek soluğuna..
Umut ol yamalı pantolonlu yalın ayaklı kirli yüzlü coçuklara..
Her umutta bin UÄŸur ol..
Her düşüşte bin Zilan ol
Ve..Kalk..Sakın düşme bir daha
Düşersen yaralarlar seni, incitirler yok ederler
Ateşler yak ülkenin dört bir yanında
Yaktığın ateş umut olsun yangınlar ülkesinde coçuklarına
Her coçuk bir Kawa her ateş bir yarını müjdelesin sana
KoÅŸ ..
Durma..
Düşme..
Ayağı kalk ey yangınlar ülkesinin asil coçuÄŸu…
Düşme sakın..parçarlar seni ciyan avcıları
KoÅŸ..Umutlara koÅŸ ..
Koş Yarınlara koş..
KoÅŸ..
Bana koÅŸ..sadece bana.
Ben sende umut olup açacam sonra..
Yılmazın dediği gibi yaşayalım
En karasından ..
En asil ÅŸekilde..
En cok içimizi acıtan yakan ölümleri
Bizler gurbet türküleri ile büyüdük..
BaÅŸka dilde ,
BaÅŸka bir sabahlarda,
Başka yarınlarda..
Artık koşalım yarınlara ve umut olalım en kara sevdalara
Umut olalım en özgür yarınlara..
Fırat olalım asice akalım en derin okyanuslara
Dicle olalım umut olalım dudakları susuzluktan çatlayan çöl coçuklarına
Mezopotamya olalım bağrımızdan çıkaralım tarihin en büyük kahramanları
KoÅŸ…
Durma
Bütün umut sende coçuk..
Koş..coçuk
Sen Yarınsın..sen umutsun sen aşksın sen sevdasın..
Koş coçuk durma..
SEN ÖZGÜRLÜKSÜN
Yılmaz Sevket Arslan
Etiketler: Aşk Mesajları, ask siirleri, Şiir

Yemin ettiler yarınlarına
GükkuÅŸağının yedi rengi…