Külden bir öfkede hayalinin gölgesi
Dağılıyor içimin her köşesi
Ne unutuluyorsun
Ne ulaşılıyorsun
İlavesi maharetinde dağınık acılar ortasındayım
Mühürlüyor adımlarımı bezgin yollar
Bütün bekleyişlerin sabrında sınandım
Yoruldum
Ah bir ÅŸehir olsan sadece sana gelirim
Birden bire yiterken sesin
Işığa koşuyor kalbin
Ey isimsizim
Sevgi sensin iÅŸte
Alıp götürürken beni benden öte
Ettim/eyledim/ kendi kendime duyduğum bir şarkıya yazıldım.
Kirpiklerime sığınan kelimeler uçuşuyor gecede, kapayınca gözlerimi kollarında yalnızlığımın. Sorgulasam da kendimi kurtarmaz beni, zaman öncesi susuşlar ve sevincin salkımından yağan umursamazlıklar. Yitiriyorum seni firari şiirlerin izlerinde. Oysa serdim ayaklarına verilmesi gereken bütün kurbanları dağ soluğuyla aklayıp sıralarken.
Dört mevsimde dirildim beşincisinde yaralı iki sözcükte çoğalarak. Bir anda duruldum sebebi nereye aktığını bilmeyen kederini saklayan şehirler.
Öldürdüm ellerimi çiselerken uzaklar…
Aşina olmaktan çıkarken birdenbirelikler. Ve yedi kilitli kapılar/ kapıları çevreleyen manasızlıklar.
Geceyim ben
Hükmüm bende
İnfazım bende…
Zindanım ben matemce içilen yaşça küçük evren kadar sonsuz bir sevgide. Hükümlerin infazıdır iplerini kesen, öykünerek eşkıya şiirlere. Kimliksizlik kimlik iken muamma heder, keder/ her şey kaç eder.
Ettim/eyledim/ kendi kendime duyduğum bir şarkıya yazıldım.
Aydınlanan sözlerinin yeminleri, kendine kıydı siyah bir çakının ketumluğuyla. Saçları dalgalanan bir yolculuğun neresindeyim bilinmez. Bir yaprak say beni eylülünü sırtlayan, sürüklenmeden iklimini sayıklayan. Öyle kıpırtısız başı öne eğik küskün suskunluklarda. Söz yerini rengini bulacaksa, dökülmezse ellerim nereye dokunsa yaraları akan haldeyim.
Ettim/eyledim/ kendi kendime duyduğum bir şarkıya yazıldım.
Ey isimsizim
Bu kaçıncı asırdır günlerimi sana savuran
Duman duman ölümlere yazdıran
Çiz adımı yoksa cehenneme yazılır kalbim
Hangi enlemde duruyor gülüşün
Adınla dünyamı hapsederken nefesin
Diri diri yiterken sesin
Hangi cevabın rüzgârında serinler acılarım…
***
Küle dönen harflerin yorulduğu yerde parmak izin.
Ayazın yazı.
Baharın sesi. Yok, artık hiç bir şeyin emaresi.
Buğulu bir çayın refakatinde dalgınlıkların ufuğunu saran pusarık yalnızlıkların ortasında kırgın bir gülümseme. Gülümseme ki bütün ömrün yokuşlarını işgal ediyor. Seçmeden hiç bir yönü, var olan ne varsa ona dönüyor çocukluğum Bilmediğim adımlarım hiç bir yoldan korkmadan ve kin duymadan hiç bir kalbe yine şiirleri seviyor. Çünkü şiirlerdir bütün yoklukları dolduran.
Ayazın yazı
Şiirin sesi…
Ettim/eyledim/ kendi kendime duyduğum harflere adandım.
Boşlukta kanıyor ellerim. Güzergâhları tanımadan bakışlarım. Ve sustum uçsuzlukların kanatlarını yeşerterek durduğum her yerde hiç bir demde kalmadan. Unutamamak ve ulaşamamakmış özlem; dönüverirken şaşkınlığının içinde. Ah benim canım işte bu yüzden, bu halden sana sevgiye çıkıyorum/ parçalarımı avuçlarımda gösterip avaz avaz biterken özlemine.
Sesim közlenirken
Harflerin insafında hasret
Kafa tutar ayrılıklara elbet
Çevir sayfalarını gökyüzünün
Mektupların vurulduğu yerde düşerim
Nasıl ıslanıyorsa hıçkırığında alnı denizin
Nasıl aşındırıyorsa mevsimini enginlikler
Nasıl serpiliyorsa şiirler ölünce kuşlar
Yokluğun öyle bir şey işte çok şeye sığmayan
Okunmuyor bu dünyaya ait hiç bir şey. Sen ki kıyameti de taşıyorsun cennet kadar ellerinde. Yaşadığım bu şehrin her karışında faili meçhul korkular kadar yanı başımda. Hani bir yalan güçlü ve binlerce şarapnel parçası gibi çarpsa da her yerime yinede yaşıyorum. Sana dair kırıntılara sürüklenirken.
Ey isimsizim!
Ettim
Eyledim
Kırgınken/ kırılmadan! Tanımını koydum hayatın. Sana dair olanı özledim.
****
İlavesi maharetinde dağınık acılar ortasındayım
Mühürlüyor adımlarımı yontulmuş yollar
Bütün bekleyişlerin sabrında sınandım
Yoruldum.
Ah bir ÅŸehir olsan sadece sana gelirim
Firat Penaber
Etiketler: firat penaber, firat penaper siirleri, Sana Dair